RUHUN VE KALBİN DENGELENMESİ
Ruhumuz,kalbimiz her gün her saat her dakika farklı farklı atmosferlere girip çıkıyor.Kimi gün rahmet damlaları gibi üstümüze sevaplar yağarken kimi gün de yüzme bilmeyen kişinin bahrin derin sularında yüzüp çırpınarak boğulduğu gibi bizde günahlarla boğulup gidiyoruz.Üstad Bedizzaman hazretleri bizim birçok cümleyle anlatamayıp tek cümleyle günah mevzuatını ne güzel anlatmıştır.Her günahta küfre giden bir yol vardır.Bazen küçük deyip önemsemediğimiz günahlar , dağdan yuvarlanan küçük bir çığın yuvarlana yuvarlana etrafındakilerini toplayıp koskocaman bir çığ haline gelip altında kalma gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalabiliriz.Bir bakış bir el tutma bir öpme arkasından bir zina .Ardı arkası kesilmez haram insanın nefsine çok tatlı gelir işledikçe işleyesi gelir biz dur demedikçe irademizi kullanıp yaralanmış nefsimize tuz gemleyip dur deyip kırmızı ışıkta geçmesine izin vermeyeceğiz izin verirsek ya bir kamyon gelip çarpar ya da polis gelir size para cezası verir ,evet kısacası Günah zincir halkaları gibidir zincir halkaları da birbirini takip eder.
Bir türlü terazinin kefesinin balansını tutturamadık. Neden tutturamıyoruz yoksa nefsani zevklerimizin altında asfaltın preslendiği gibi presleniyor muyuz?Her zaman bir çocuk gibi elimizden düşürdügümüzü kıracakmıyız ? Elimizi yanan sobaya uzatıp duracakmıyız ? Ne zaman uslanacağız ne zaman akıllanacağız kalbimizi ne zaman mutmaine ulaştıracağız ? Her günü her saati her dakikayı ebedi hayat için yapacağımız vazifeleri erteleyip duruyoruz erteleye erteleye ya bizde ertelenirsek ne olur o zaman halimiz.Her zaman aynı hataları işlemekten aynı bataklığa girmekten bıkmadık mı usanmadıkmı ? Hayatımızın belli kısımlarını taksim ederek işlerimizi yapıp ona göre hayatımızı yaşamayı öğrenemedik gitti.Hayatımıza ne zaman çeki düzen vereceğiz ?Kabir kapısının tokmağını çaldığımız zaman mı yoksa hesaba çekilip "alın bunu cehennemin gayyalarına atın!"dendiği zamanmı?İkide bir dışarı çıkarsak internete gidersek saatlerce bilgisayarı luzümsüz işlerde kullanarak zamanı katlederek , çarşılarda avare avare dolaşırsak kahvehanelerde batak oyunu oynayarak batarak zamanı öldürürken mi elimize gözümüze dilimize sahip çıkmayıp her şeye elimizi uzatırsak irade gücümüzü kullanmayıp gözümüzün sağa sola kaymasına izin verirsek dilimizi susturamayıp bizi cehennemin gayyalarına sürükleyecek sözler sarf edersek midemize dur demeyip konan her sofraya oturarak hayvani duygularımızı intişar etmiş oluruz çünkü Allah(c.c) hayvana irade gücü vermemiştir ama insana irade gücü vermiştir.Bu nedenle irade hakkımızı vermediğimiz için hayvani duygularımızı sofraya sermiş oluruz.
TARKAN ALTUN 07110835
Yeni nesil Windows Live Services'ı ücretsiz edinin. Buraya tıkla!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder