26.4.09
FW: DÜŞÜNYORUM- NESLİHAN ZOR
HAKLI MI OLMAK İSTERSİN, MUTLU MU?
Şunu farkettim ki biz insanoğlu hep şikayet eder olmuşuz, hep öğüt verir, eleştirir olmuşuz... Akıl veren çok olur diye bir atasözümüz de bundan dolayı ortaya çıkmış sanırım... Biliyorum ki 'öğüt vermek kolay, örnek insan olmak zordur'... Sürekli şikayet ediyoruz ama elimizi taşın altına koyduğumuz yok... Kardeşimizi eleştirirken ona nasıl abla, nasıl abilik yaptığımızı düşünmüyoruz. Çocuklarımızın yaptıkları bizi sinirlendirdiği zaman onlara nasıl bir aile hayatı yaşattığımızı bilmiyoruz... Hep şikayet edip, suçu bir başkasına atıyoruz... Herkes hatalı bir biz değiliz, herkesin yaptığı yanlış bir bizim ki doğru, herkes suçlu bir biz değiliz... Hep bize haksızlık yapılıyor, hep haketmediğimiz şeyleri yaşıyoruz... Saymakla bitmeyen bir düzine sitem, bir buket şikayet... Yanılma payı vermiyoruz kendimize hep biz haklıyız çünkü. Karşımızdaki de kendini haklı görüyorsa işte o zaman vay halimize! Herzaman bu düzen böyle işliyor... Herkes kendine göre haklı, herkes kendine göre doğru... Sürekli çıkan anlaşmazlıklar, kırılmalar, darılmalar, bunalıma girmeler bu yüzden oluyor. Olaylara bakış açımız o kadar sabit ki, fikirlerimizi değiştirmek yerine, alınıp darılmayı tercih ediyoruz. Hep soru işaretleriyle uğraşıyoruz? Neden diyoruz hep... Neden böyle oldu, neden hep ben üzülüyorum, neden kimse beni anlamıyor... Neden? Neden? Bunun nedeni biz olabilir miyiz acaba? Karşımızdakini anlamadan nasıl anlaşılmayı bekliyoruz sizce... Peki karşımızdaki de üzülmüyor mu? Sadece kırılan, anlaşılmayan biz miyiz? Buaralar çok moda olan bir kelime var, herkesin diline dolanan, bir şekilde cümle aralarına serpiştirilen, empati...! Ne anlama geldiğini yarım yamalak bildiğimiz uygulamadığımızdan çok açık ortadadır. Empati nedir? Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Empati kurmak için karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir. Aslında şü üç hecelik kelime çok önemli bir mana taşımaktadır. Yapmamız gereken en önemli şeydir. Belki de karşımızdaki insanla empati kurabilirsek herşey çözülebilir. O zaman daha az şikayet edip, daha sorunsuz yaşayabiliriz diye düşünüyorum. Biraz anlayış, biraz hoşgörü hayatımıza hiç vakit kaybetmeden sokmamız gereken bir alışkanlık olmalıdır. Yılların geçmesi bize sabırsızlığı değil sabretmeyi öğretmelidir. Her yeni yaşımızda daha da anlayışlı olmalıyız aslında.
Herkes mi mutsuz, herkes mi memnuniyetsiz anlamıyorum? Trafikte birbirini geçmek için yarışan insanlar, yol vermek yerine acele edenler... Alışveriş merkezinde omzunuza hızla çarpıp özür dileme tenezzülünde bile bulunmayan bayanlar, baylar... Evlatlarını sürekli azarlayan ebeveynler... Hocalarını sürekli 'yine puanımı haksız yere kırmış' diyerek haksızlık yapan öğrenciler... Ya beni bir saattir bekletiyosun diye arkadaşına sitem edenler... Sevgilisine desdek olmak yerine köstek olanlar... Saymakla bitiremeyeceğim memnuniyetsiz binlerce sorun yaratan insanlar... Bıkmadınız mı şikayet etmekten? Bıkmadınız mı sürekli karşı tarafı suçlamaktan? Sürekli etrafınızı yargılamaktan? Ben bıktım... Ben çok sıkıldım sitem dinlemekten, sürekli yakınan insanlardan... Hatta ben artık dert dinlemekten de sıkıldım!! Yok mu kimseyi mutlu eden bir olay şu koskoca dünyada? Niye herkes haklı olmak istiyor? Ben haklı olmak istemiyorum... Haklı olmak yerine mutlu olmayı tercih ediyorum... Kimse ortak bir nokta bulmayabilir yada benim doğrum sana yanlış gelebilir. Bana hak vermek zorunda da değilsin belki ama bana anlayış göstermek zorundasın. Bazı doğrular bir tanedir evet ama kendi fikrimi kabul ettiricem diye kimseyi üzüp, kırmak zorunda değilim...
Senin gözünün üstünde kaş var demekten ne farkı var yaptıklarımızın. Ne farklımız var 4 yaşındaki bir çocuktan. Niye bu kadar heycanlı ve aceleciyiz kendimizi ıspatlamaya çalışırken. Neyi kanıtlama peşinde bunca insan. Kurduğumuz on kelimenin beşi karşı tarafa uygulamaya çalıştığımız yaptırımlarla alakalıdır farkında bile değiliz. Diğer beşi kendimizi övmek için sarfettiğimiz kelimelerdir. Komik olduklarının farkında bile değiller, komik 'ben aslında çok düzenliyim ama etrafı çocuk dağıttı diyen bir anne... Komik duruma düşüyor o beni aldattı aldatılmayı hak etti diyen bir sevgili... Yada zaten puanımı kırcak hoca en iyisi kopya çekeyim diyen öğrenci... Yada bu arkadaşım çok yalancı o yüzden onla konuşmuyorum diye herkese dert yanan bir kişi... Bu kişiler kendilerince öyle haklılar ki gözleri dünyayı görmüyor. Bu kişiler aslında çok anlayışlı ama karşısındakiler onları anlamıyor, bu kişiler kendilerini kusursuz görüyor... Ben tahammül edemiyorum. Sürekli ikinci bir şahısa yönelik yapılan şikayet içerikli konuşmaları dinlemek istemiyorum. Herkes birilerini suçluyor bulundukları konumdan dolayı. Torpilim olsa bu işi alırdım diyen günde kaç kişinin konuşmalarına şahit oluyorsunuz bir düşünün. Bana araba kullanmayı öğratmedi abim diyen bir gencin aslında bütün beceriksizliğini abisine atmaya çalıştığını ben anlıyorum siz de farkedebiliyor musunuz? Eşine bana annem yemek yaptırmazdı el bebek gül bebek büyüdüm derken iletmek isteği mesajın daha da ötesini görebiliyor musunuz? Ah şimdiki imkanlar ben de olsa neler yapmazdım diyen baba da, yapamadıklarının suçunu zamana atmıyor mu sizce? Atıyor her önüne gelen birilerine, bir şeylere suç atıyor. İçlerini rahat ettirmek, kendilerini suçlu hissetmemek için nereye saldıracaklarını şaşırıyorlar.
Yeni evli çiftlerin dialogları var bir de. Size nasihatları... Aman sakın evlenmeyin evlenince herşey değişiyor, bekarlık sultanlıktır, aklınız varsa kanmayın yalan vaadlere... O zaman şöyle düşünebilirim, bu vaadleri her kim sölerse onla evlenebilirdim mi demek istiyorsunuz, karşılıksız sevgi size göre değil yaptığınız her iyiliğe bir karşılık mı bekliyorsunuz...? Bu doğru mu? Siz tahmin edemiyor muyduznuz ki evlenince illa ki bir şeylerin değişeceğini? Değimeyen ne var ki? Kendiniz de değişmediniz mi? Hala liseli bir genç gibi mi düşünüyorsunuz? Mümkün mü ya... Tabi ki heran mutlu olup, eğlenmek mümkün değil... Hele ki bu kadar anlayışsızken... Bukadar mutsuz olmak için sebep arayan insan, bin güzelliğin arasında bir çirkinliği önce görecektir...
Hepimiz sosyal bir ortamda yaşıyoruz ve eminim ki mutlu olmak istiyoruz. Eğer mutlu olmak istiyorsak karşımızdaki insanı anlayarak işe başlamalıyız... Sorun yaratmak, suç atmak yerine çözüm üretip, birazda hataları kendimizde aramalıyız... Zaten sürekli etrafımızda sorun ararsak ilerleyemeyiz. Hata niye var... Çünkü insanoğlu hata yapabilirlik durumu yüksek olan varlıklardır. Biz de hata yapabiliriz. En büyük erdem anlayışlı, hoşgörülü olmaktır bence... Hep haklı olmayı istemek yerine, hep mutlu olmayı tercih etsek... Haklı olmaya çalışırken gereksiz yere kimleri kırdığımızı düşünürsek bunu en aza indirebiliriz.
Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki ben artık haklı olmak istemiyorum... Kendimi bir sürü övgü dolu sözle anlatmak yerine, etrafımda övgüyü hakeden insanları düşünüyorum... Ben ablayım, ben halayım, ben Nur'un dostuyum, ben Eda'nın kuzeniyim... Ben haklı değilim... Ben mutluyum... Tavsiye ederim...
NESLİHAN ZOR
08060893
Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder