Haber

1.6.09

GÜVENİLİR GÜVENSİZLİK



Güven olmadan yaşanabilir mi bu hayatta.Belki kendimize güvenmemiz gerekir,belki annemize,belki babamıza.Yinede insanlar böylesine bel kıvırır olmuşken kime güvenebiliriz yaşadığımız bu ömürde…?Ne gelmiş nede gelecek değiştirmez belki kaderi ve insanları fakat her şeye rağmen insanoğlu güvenmeden yaşayamaz.Belki sıcak bir dost gülüşü bağlar hayata bizi,beklide içten olduğuna inandığımız bir sevgi.Fakat yinede değiştirmez tüm bunlar hayatın kuralını.Kural belli insanların bencil olmaları.Çok seviyorken birden ortada bırakıverirler kaşla göz arasında.Sonra düşünür durursun nedenleri,sonuçları.Arada güven olduğunu düşünürken insan aslında hepsinin yalan olduğu değişen duygularla güveninde ona ayak uydurduğunu anlarız.Geriye kalan ise hüzün ve sen.Güvenmek böyle bir şeydir işte sonunu düşünmeden ,birgün ortada bırakılacağını düşünmeden inanırsın.Asla yapmaz dediklerimiz o aslaları imkansızları imkanlı hale çevirirlerde anlayamaz insanoğlu.İnsan işte ne yapsa yeridir.Güvenmeden çıkılan yoldan ,yapılan işten ne hayır gelir ki..?Güvenmeden kaç gün yaşanır ki…?İnsanı insan bellemişken,herkes aynı Yaratılanın eseri olmuşken nedendir bu aldatmalar?Bir anlık mı olur verilen ve alınanlar.Yaşamak için güvenmek gerekir.Güven için sağlam bir kalp…Her an garip tedirginlikle yaşanmaz bu güzel hayatta.Güven olmadan ne sevgi ne de özveri ne de emek olmaz.Bunu anlamak bukadar mı zordur.Babana bile güvenme demek bukadar mı kolay mıdır?Güvenmek ister insan bir insana.Tek ayak üstünde yaşanmayacağı gibi güven olmadan yaşanmaz elbet.Ne gidecekmiş ne gelecekmiş fark eder mi insan olmakdan başka çare yoktur bu hayatta.Güven lazım sana ,bana,ona… Bir insan tanırsın önce çok seveilir ve seversin her şeyi yapar ve yaparsın sonrası birgün başka çıkarlar peşine düşer ve söyledikleri söylenmemiş ,yaşanmışları yaşanmamış kabulediverir.Yaptığını inkar eder halbuki güvenmişsindir arada güven vardır ya…!!!Sonra anlarsın ki insandır bu bencildir her şeyi siler ben bilmem deyiverir çıkar işin içinden.Güven böledir işte aslında var gibi görünen ama asla varolmayan ve varlığı olmadığı halde bizim inandığımız ve dört gözle beklediğimiz bir şeydir.Şaka gibidir biraz…Bir andan yapılır gülersin sonra unutulur.Hele ki insanların balık hafızalı olduklarını düşündüğümüzde her şeyi unutmaya meyilli olduklarını düşününce hadi canım güvende neymiş deyiverir çıkarız işin içinden.İnsan buya Güvenmez güvenir gibi yapar güvenmeni sağlar tamam bu oldu der çeker gider.Kalırsın ortada bi başına.Sonra düşün dur ama o çok güvenilirdi…!!! Güven milattan önce bilmem kaçlı yıllardaydı…
Geçmiş geçmişde kalır .Bu yüzden ,bu düşünceden ötürü insanlar bukadar ikiyüzlü,bukadar bencil beklide.Yaptıkları yanlışlar başkalarına kılıf olarak satmaya çalışırlar çoğu zaman.Kendi haksızlıklarını başkalarına ödetirler.Karşıdakinin suçu ise sadece güvenmek.Hiçbir şekilde yanlış yapmayacağına inanırsın çünkü gerçek olduğunu düşünürsün.Kırılmazsın,incilmezsin,incitmezsin…Öylesine doğru yaşarsın ki hayatı Güven vardır işte güveni sağlamışdır iki taraf.Gün gelir Aklına emleyecek şeyler olur.İnsan beyninin Yaratandan ziyade alamayacağı hale gelirsin.Olmaz ama kesinlike dersin.Bu vardı,şöyle olmuşdu,böyle olmuşdu…Aklın almaz,beyin çalışmaz olur.Bilmezsin ki sadece bir bencillik uğruna güvendiğin dağlara kar yağmışdır.Şimdi ne o karlar erir ne o buzlar kırılır.İnsan kalbi böyledir işte.Ne yapsan ya düzeltemezsin yada yaranamazsın.
Güvensizlik mi desek çok güvenmek mi desek…İsmini koymak bile zor.Kimseye güvenilmeden yaşanamayacaği gibi güvenilerekde yaşanmıyo.Yaşanılan hayat bir insana güvenmeden nasıl geçer bir insan nasıl böyle yaşayabilir…?Güven kelimesini hayata geçirmek zor olduğu gibi yaşamakda üyaşatmakda zordur.Hayat böyleyken sadece olduğu gibi yaşamak düşüyor insanlara.Güvenilir bir hayat dileğiyle…
08020864

KKKH ( KIRIM KONGO KANAMALI HASTALIĞI)

 

Kene son zamanlarda en çok duyulan bir hastalık türü olmaya başladı. Eskiden insanların pikniğe gitmek için can atarlarken sırf bu kene hastalığı yüzünden insanların da piknik keyfi de zehir olmuş durumdadır. İnsanlar artık bir panik bir arayış içine girmesi kaçınılmaz bir durum olmuştur. Bu gibi durumlar olunca da tıpa ve de doktorlara, hemşirelere, bilim adamlarına çok iş düşmeye başlamıştır. Son zamanlarda da tıppı rehin alıp insanların başka problemlerine çözüm bulmasına engel olan bir problemdir. Eskiden şarbon hastalığı sonra sars hastalığı, kuş gribi derken buda çıktı en son olarak da tabi domuz gribi çıktı. Eskiden insanlar piknik yaparlardı, çimenlerin üstünde yatıp yuvarlanırlardı ama; bu virüsü yapan ülkeler yüzünden sırf kendi çıkarlarının düşünmek için başka ülkelere biyolojik bir savaş olarak kullanması insanlar için kötü bir durum olmuştur. Bu istatistiklere baktığımız da 2002-2003 yılları arasında insanlar kene yüzünden sene içerisinde 6 kişi ölmüş ve diğer ilerleyen senelerde de vaka olaylarında ise hiç ölen olmamış sadece  2008 yılında kene yüzünden ölen kişi sayısı 37 olmuştur.  Son dönemlerde ise son bir hafta da ölen kişi sayısı da 5 olmuştur. Bunun böyle devam etmesi insanlığın sonu hem de nesillerin tükenmesi demektir.  Bu kene vakalarının önlebilmesi için kenelere özgü bir anti ilaç yaptılar ama; bilim adamlarının bazıları bu konuda kenelerin bu ilaçlarla ölmeyip daha da çok ürediği belirttiğini ve de iki kat arttığını söylemişlerdir. Bu kenelerin genellikle bahar ve yaz aylarında çıkması  tam korku tablosudur. Özellikle insanlarla veya diğer hayvan türlerine hemen bulaşan bir hayvandır. Yaklaşık olarak kene türünden 850 tane vardır ve de hangilerin zararlı olduğu kesin olarak belirlenmemiştir. İnsanlara bulaştığından hemen nereyi ısırdıysa normal koparıp almamamız gerekmektedir. Çünkü içtiği kanı kene içerisinde özel bir zehir beslemektedir. İnsanların keneden kurtulmak için herhangi bir zorlama ve ya koparma işini yaptığı zaman ise kene direk bu zehir i insanın kanına direk olarak enjekte ediyor bu durumda insanların kısa zamanda ölmesine sebep oluyor. Bu kene olayı insanlara o kadar korku vermiş ki doktorlara gittiğinde her böceği kene zannedip gitmesi de doktorlar için bir uğraş ve de zaman kaybetmesine sebep olmaya başlayan bir olay olması kaçınılmaz bir hale gelmeye başlamıştır. İnsanların ağaç altında yürümesi üstüne düşen örümceğin kene zannetmesi de insanların kendi içinde büyüterek biraz da bu gibi komik olayları olması birazcık gülünç duruma düşürmesi oluşmaya başlamıştır. Ağaç altında piknik yapan insanların genellikle mangalda tavuk pişirmesi de ekonomi de ki tavuk piyasasının % 25 oranında düşürmeye başlaması tavuk sektörünü de çok kötü etkilemiştir. Bu gibi durumlardan kurtulmak için ilaç üretmeye bir iken dört tane ilaç fabrika sanayisi oluşmaya başlaması artık ne kadar ciddi bir problem oluşmaya sevk ettiğini gösteren bir olay olmaya başlaması kaçınılmayacak kadar büyüktür. Bu gibi durumlarda kurtulmak için insanların bilinçli bir şekilde eğitilmesi ve de eğitmeleri gerekmektedir. Umarım herkes üstüne düşen görevi yapıyordur.

TARKAN ALTUN

07110835



Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın.

Televizyonlardaki programlar

Her gün televizyonlarda yeni yeni şeyler çıkarıyorlar. Bu yeni çıkan programlar artık o kadar saçma sapan olmaya başladı ki insanların seviyesi git gide düşmeye başladı. Örnek vermek gerekirse bu kanallarda ki insanları evlendirmek, biri bizi gözetliyor, saçma sapan oyun programları artık günümüzde seviyeli programlar yok malesef . Bunun olmaması için insanların, yapımcıların artık harekete geçmeleri gerekiyor. Neden harekete geçmiyorlar acaba bi düşünelim? Kendi ceplerini doldurmak ve bu milleti sadece tek bir aptal kutusuna bağlamak. Aslında aptal kutusu demek yanlış olur genel anlamıyla kullanırsak  ama; sadece bu programlar için desek yanlış olmaz. Kırsal kesimdeki insanların çoğu normal memur gibi çalışmadığından dolayı vakitlerinin çoğunu bu programlar da geçiriyor. Sadece kırsal kesim mi hayır tabi ki de diğer ev hanımları da çalışmayan, kahvede yaşlı kesimlerin ve genç insanların boş boş bu programlarla zaman geçirmesi kendini geliştirmemeleri de ayrı bir konudur. Geçen günlerde bir kaç tane yabancı arkadaşlarla konuşurken onlarda bu saçmalıktan ama bizim izlediğimiz saçma sapan programlardan bahsetmiyor. Neden Türkiye'nin  televizyon programlarında İngilizce programlar yapılmıyor. Ya da neden bu televizyon programlarında yabancı belgeseller izlenilmiyor? Kaliteli filmler izlenilmiyor? Bu arkadaşımızın sorularına cevap veremedik çünkü bunu yapan yönetmenler, kanal yapımcıları düzenliyor ve kendi cebini düşünüyor dedik. Zaten ülkeler arasında en çok televizyon seyreden ülkeler arasındaymışız. Ve istatistiklere baktığımızda bizim Türkiye dördüncü sıralarda yer alıyor. Bu durumun sorumlusu yapımcılardır. Hem kendileri için çalışıyorlar hem kendilerini aşalıyorlar ve aşalatıyorlar hem de kendi ülkemizin seviyesi bu şekilde diye gösteriyorlar.  İnsanları eğiten tv programları yapılmıyor yapılsa ne güzel olur. Çocuklar  için de çok güzel bir şey olur. Dersler için ve ilerde ki eğitim seviyesi boyunca çok güzel dönüm noktaları oluştururlar. Zaten teknolojinin artmasıyla çocukların çoğu bilgisayarları, teknolojik aletleri, ve de televizyonu hiç de yararlı araç olarak kullanmıyorlar. Bir çocuğa bilgisayarı öğreteceği, internet'i yararlı olarak kullanacağını  öğreteceği yerde gidip oyun olarak kullandırıyor ve bunu ailesi de hoş karşılıyor. Halbu ki  çocuk bu gibi türlere merak sarınca kendi derslerinden ve hayattan uzaklaşıp sanal bir dünya da yaşamaya başlıyor.  Ayrıca saçma sapan çizgi filmlerden etkilenip kendilerini o kendisini benzettiği karakterleri kendileri sanıp reel dünya da başkalarına karşı o karakterleri kullanıyorlar. Özellikle şiddet dolu dizi ve fimler belli bir seviyenin altına  getirilmesi gerekiyor. Son dönemlerde bu uygulamalar artık getirildi ama; pek işe yaramıyor. Bu bilinçli aileler artık ilerleyen modern dünya da kendilerini daha da geliştirmeye başladılar. Bu sevindirici bir durum. Ama geliştirmeyen vurdumduymaz aileler de bu şekilde bilinçlenmeleri gerekir. Ülkemizin gelişmesi ve ilerlemesi için bilinçli bir kanal akışı ve bilinçli bir yayın akışı yapmak gerekiyor. Umarım ilerde bilinçli bir şeyler yapılır.

07110834

MUHAMMET BATAL ÇELİK



Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın.

İNSANA SAYGI

 

Küçüklüğümden beri ailemde okulumda sürekli bana öğretilmeye çalışılan bir kavram vardı. Adına "saygı"deniyordu. İnsanı insan yapan en yegane değerlerden biriymiş saygı. İnsani vasıfların baş tasıymış.

Bugünlerde etrafımı gözlemlediğimde küçüklüğümde bana fazlasıyla anlatılan kavramın değerini yitirme aşamasında olduğunu gördüm. Büyüğün küçüğe küçüğün büyüğe yani insanın insana saygısı kalmamış.

Geçen sene İstanbul'a ilk geldiğim günlerdi. Küçük bir şehirden gelip ortama uyum  sağlamaya çalıştığım günlerdi. Her gün sabah aynı sefer saatinde aynı şoförle hatta hemen hemen  her gün aynı yolcularla Bakırköy e yolculuk ediyorduk. Bazen öyle olurdu ki a bugün şu duraktan binen teyze amca her neyse gelmedi falan diye muhabbetler bile dönüyordu. Bir gün tanımadığım yaşlı bir teyze bastondan destek alarak ayakta duruyor. Rahatsız olduğu da solgun yüzünden anlaşılıyor. Teyze binince bende bana öğretilen şekilde yaşadığım şehirde uygulanan şekilde edep adap kuralları içerinde kalkıp yerimi seve seve  teyzeye verdim. Fakat atladığım bir şey vardı, oturduğum koltuk tersti. Ben kalkınca teyze "kızım sen otur .ters gidemiyorum rahatsızım yol tutuyor " dedi. Bu karşılık sorumsuzca yerime oturup  o kadar uzun yolda ayakta gitmesine razı olamazdım tam kaşımdaki düz koltukta oturan genç bir beyefendiye rica ettik benimle birlikte ayakta duran bir bayanla  ters koltuğa beyefendinin oturmasını  yerini teyzeye vermesini istedik .Aslında bunun böyle olmaması gerekiyordu bence.Teyze gelince onun yer vermesini beklerdim. Bu saygı göstergesidir bir edeptir. Fakat bilmiyordum biraz sonra daha çok hayal kırıklığına uğrayacağımı beyefendi dönüp"koskoca otobüste başka yer verecek mi yok?ben de ters gidemem  "dedi . Konuşmalarımıza şahit olan  yaşlı ama ruhu dinç saygılı beyefendi kalkıp teyzeye  yer verdi.

Bunlar olanlar karşısında ya unutamayacağım bir umursamazlığa şahit oldum. Nasıl olur insanın vicdanı nasıl rahat eder. Hiç bir anlam veremedim.

Doğru bildiğimden teredüt ettiğim bu davranış karşısında saygının ne büyük erdem olduğunu çok iyi anladım.   

                                                                                                                           AYBÜKE ŞAHİN 07110822



check out the rest of the Windows Live™. More than mail–Windows Live™ goes way beyond your inbox. More than messages