Haber

16.5.09

TÜRKÇE'NİN YOZLAŞMASI

          Dilimizin yıllardır sürdürdüğü ve uyguladığı kurallara aykırı olan ve Türkçe’ye sokulmak istenen her türlü sözcük ve yabancı kurallı kullanım bir virüs gibi; Türkçe’nin bünyesini, metabolizmasını, sağlını, güzelliğini, doğallık ve özbenliğini bozar. İşte bu yozlaşmadır. Yabancı sözcüklerin özellikle batıdan olanların Türkçe’nin yazım kurallarına aykırı düştüklerini, sorun yarattıklarını hepimiz biliyoruz. Buna karşın, son birkaç yıldır bazı kurum, kuruluş, ticaret ortaklıkları, iş yerleri, v.b. sürekli olarak bu yabancı sözcüklerin, geldikleri dilin biçim ve söyleyişleriyle bize beğendirmek için uğraş veriyorlar.

         Zamanında kaliteli ayakkabılar üreten bir ayakkabı firması, fabrikasını açar ve ayakkabılarının kalitesini yüksek, fiyatlarını uygun tutarak satışlarının yüksek olmasını beklemektedir. Fakat sonuçlar kötü gitmektedir. Bunun sebebini araştıran firma yetkilileri bir türlü işin içinden çıkamamaktadır. Üretim kalitesini düşürmek istemeyen firma, çareyi bir umut olarak isim değişikliğine gitmekte bulur. Türk isimli ayakkabı olur yabancı isimli bir ayakkabı firması ve beklenmeyen gerçekleşir, satışlar bir anda artmaya, talep yükselmeye başlamıştır. Firma yetkilileri bu işe bir anlam veremezken, kalitesine, fiyatına bakmayan talep karların gazabına uğradıklarını anlamaları ilginçtir.

         “Web, trend, dejenerasyon, dijital, şov, printer…” Bu kelimeler bizlerin farkında olmadan günlük konuşmalarımıza sıkıştırdığımız yabancı kelimelerden sadece birkaçı. Kulağımız o kadar alışmış ki bu sözcüklere nerdeyse yakında bu kelimelerin Türkçe olduğunu düşünmeye başlayacağız. Hepsinin Türkçe karşılıkları olmasına rağmen bunlardan hiç biri tam olarak dilimize yerleşmemiş. Yabancı sözcüklerin Türkçenin içinde kullanılması ve giderek bu sözcüklerin kalıplaşması dilimizin yozlaşmasındaki önemli etkenlerden biridir. Ayrıca dile yeteri kadar özen gösterilmemesi, yabancı dile olan merak ve yabancı dilde yapılan eğitim de Türkçenin yozlaşmasına ve kirlenmesine sebep olan diğer faktörler. Tüm bu etkilerin altında aslında bizlerin toplum olarak anadilimize yeteri kadar sahip çıkmadığımız gerçeği yatıyor.
Toplumun en önemli iletişim öğesi olan medyanın Türkçeye gereken özeni göstermemesi dilimizdeki yozlaşmanın en önemli sebeplerinden biridir. Medyanın dil konusunda yeterli özeni göstermemesi sadece dilimizi yozlaştırmakla kalmaz, toplumu da geri çeker. Gerek haber spikerleri olsun gerek köşe yazarları olsun ne kadar geniş bir kitleye hitap ettiklerini unutup kendilerine has özensiz bir dil kullanarak seyircilere yada okuyuculara ulaşıyorlar.

Kimi zamanda bazı köşe yazarları, okura sempatik görünmek uğruna günlük dildeki yozlaşmaları köşelerine taşımakta ve böylece bu bozulmayı pekiştirmektedirler. “oha falan oldum.” deyişinin bir zamanlar gazete ve dergi köşelerinde sık sık kullanılması bu konudaki en somut örnek. İnternet sitelerinde de yer alan yazıların altındaki yorumlarda bu tür kuralların hiçe sayıldığını üzülerek gözlemliyoruz. Özellikle biz gençlerin msn de ki konuşma dili tamamen değişmiş anlaşılamayacak bir hal almıştır. "evet" yerine "ewet", "sağol" yerine "saol", "biliyorum" yerine "biliom" ya da "değil" yerine "deil" gibi "komik" yazımlar da söz konusu.

         Atatürk’ün zamanında çok iyi niyetle ve tamamıyla katıldığım Avrupa’yı ve batıyı örnek gösterme, onun gibi olma isteğini toplumca yanlış anlamanın sonucunda oluşan yozlaşma. Zamanla oluşan kendini küçük görme ve batıyı idealar dünyasına yerleştirme gibi saçmalıklardan kendi binlerce yıllık tarihimizi kenara iterek, kişiler arası statülerimizi Avrupa’ya göre belirler olduk. Ne kadar Avrupalıysan o kadar iyisin, o kadar saygı görürsün. Tabii bunun sonucunda ne kadar toplumuna yabancı olur, farklı görünürsen o kadar sevilirsinin geldiği durum.

         Dil yozlaşması ve dilin başka dillerin egemenliği altına girmesi, bir ülkenin başına gelebilecek en kötü olaydır; çünkü bu sömürgeleşmenin bir göstergesidir. Osmanlı Devleti’nde batılılaşmanın yüzeysel olarak ve sadece yaşam şekillerinin örnek alınması yoz bir toplum ortaya çıkarmıştır. Dil, gösteriş peşinde olan aydınlar tarafından Fransızca etkisine sokulmuş ve ülke başka ülkelerin boyunduruğu altına girmiştir. Son elli yıl içinde Türkiye de aynı şeyleri yaşamaktadır. Ekonominin bozulması ve batıdan yardım istenmesi, Cumhuriyetin ilk yıllarında ortadan kaldırılmaya çalışılan yozlaşma toplum yapısının yeniden ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunun etkilerini yaşamımızın her anında özelliklede dilimizde görüyoruz.

         Toplum olarak dilimize ne kadar sahip çıkarsak Türkçenin kullanım alanını o kadar genişletebilir, yozlaşmaya engel olabiliriz. 
 

                                  TAHİR EREZ                (07110812)

 

Hiç yorum yok: