Haber

27.5.09

KIRILMANIN HAFİFİLİĞİ... NESLİHAN ZOR

                                           

                                                         KIRILMANIN HAFİFLİĞİ...

    İnsan doğar, gelişir, olgunlaşır ve büyür mü yıllar geçtikçe? İnsan öğrenir, bilgilenir, öğretir mi sonra? İnsan sever, sevilir, unutur, unutulur mu gün gelince? İnsan doğru bir kişilikte doğar sonra mı bozulur? Yoksa insan bomboş doğar, büyüdükçe doğruları öğrenir sonra da doğru bir şahsiyete mi sahip olur? Zaman insana çok şey mi katar yoksa çok şey mi götürür ondan? Değer verdiğin kişi de sana değer veriyor mudur? Değer diye birşey var mıdır, yoksa değer zaten hayatın ta kendisi midir? Aldatmak var mıdır hayatın özünde? Hayat bize kandırmayı öğretir mi? Vefalı olmak ne demek? Vefa zaten insanın en önemli duygusu değil midir ki, vefasızlık var? İnsan nankör müdür? İnsan kediye niye nankör der? Kedi nankörse, insan da nankör olabilir mi? Yada nankör olan insan olabilir mi? İnsan neden tokken açlığı unutur ya da neden açken doysa da 1 saat sonra acıkacağını bildiği halde yer? Neden yalan söyler insan, yalandan nefret ederken? Neden fedakarlığı sadece feda etmek tarafından algılar? Niye ağlar bebek doğarken? Sevinçten mi ağlar yoksa üzüntüden mi? Kaçımızın gözleri doldu bugüne kadar sevinçten? Neden bu kadar uğraşıyoruz dünyanın sonu geldiğini iddia ede ede? Bekler mi insan gelmeyeni? Ya da gelecek olan kişi niye bekletir ki? İnsan istemeden gecikir mi? Sorumluluk sahibi olmak el, ayak sahibi olmak kadar doğal değil mi? Sorumsuzluk, sorumsuz niye var? Güvenmek yanlış bir duygumu, yanlış bir his mi? Neden kimse kimseye güvenmiyor, hem de güvenilir olmayarak? Neden söz uçuyor yazı kalıyor? Söz gereksizse, uçup gidiyorsa niye var? Yemin etmek zorunluluk mu, inandırmak için birilerini? Söz uçuyorsa yemin de uçmaz mı o zaman? Koşarak vakit kazanabiliyorsak neden yürümek var? Neden gündüz var? Gece niye karanlık? Hayvanlar neden konuşamaz? Konuşsa da dillerini neden anlamayız? Kuşlar neden uçar? Deniz neden var? Yılanın dili niye ikiye ayrılmış? Neden tohum var? Neden çiçekler sulanmayı bekler? Ağaçlar niye yaşken eğilir? Ağaçlar niye var? Binlerce, milyonlarca insan yüzü var, aynı göz aynı kaş, neden birbirine benzemez? Peki deniz ne renktir? Gökyüzü ne renk?

   Daha sorulacak, merak edilecek çok şey var. Bizi üzen, bizim üzdüğümüz, sevindiğimiz, sevindirdiğimiz, gördüğümüz, göremediğimiz, hissettiğimiz, hissedemediğimiz, anladığımız, anlayamadığımız... Neden var biliyor musunuz görelim, öğrenelim, anlayalım diye.. Çok kolayken anlamak zorlaştırıyoruz farkında olmadan. Sebebi varken herşeyin başka anlamlar yüklüyoruz.

    Doğdum ben de ağlayarak... Önce emekledim... Yürüdüm ben de... Koşmayı da öğrendim çok geçmeden... Büyüdüm şimdilerde! Olgunlaştım mı bilmiyorum! Doğru insan olarak mı doğdum yanlış mı? Bildiğim tek şey hiçkimse olmasa da yanımızda, bize öğreten hiçbir insan olmasa da, yalnız değiliz. Yaptığımız herşeyi gören, bir saniye bizi birakmayan o var, o herşeyin sahibi Yüce Allah...  Almadan veren, bağışlayan, seven, merhametli, sonsuz rahmeti olan Allah. İşte bu yüzden var deniz, bu yüzden var ağaç, bebek, insan...Etrafımıza bakmamız yeterli, Yüce Allah herşeyin örneğini etrafımıza düzenli bir şekilde koymuş! Bakmadan göremez miyiz? Görürüz elbet. Ruhumuzun derinliklerinde onu zaten hissederiz. Nefes alırken bile onun adını zikrederiz.  Tüm güzellikler, iyilikler onun yarattıklarında mevcut.

    Sinirlendiğim zaman, kırıldığım zaman hep sorarım kendime bu soruları. Cevabını bilsem de sorarım? Niye yalan var, niye güvenmek zor, niye insanlar bukadar nankör, neden vefasızlar diye. Ben de öyle olacağım derim hatta... Ama ne kadar kızsam, kırılsam da hatta etrafımdaki insanlara, çok iyi biliyorum ki Allah dostum olsun yeter. Ben etrafımdakilere bakarak sadece yaradanı hatırlayabiliyorum, bakmadan da... İşte o zaman yüzüm gülüyor, içim huzur doluyor...

     Ben yemin etmem çünkü benim sözüm doğru olmalıdır, ben vefalıyım çünkü insan vefalı olmalı, ben yalan söylemem bana söyleseler de, ben aldatmam aldatılsam da... Yardım isteyen kim olursa olsun yardım ederim, vefasız da olsa, nankör de... Değer veririm değer vermeseler de... İnanırım kandırsalar da... Güvenirim, çok severim... Bu benim... Ben böyle olmalıyım... Herkes böyle olmalı... İnsan olmak zor insanların yanında... Ama insan olmak kolay etrafındaki güzelliklere baktığında, sadece dostunun yanındaki olmadığını bildiğinde... Söz uçarsa elinde koskoca yazılı bir mucize var... Oku, oku ve insan nasıl olur öğren...

     Bugün yine kırılmışım ben galiba... Yine üzmüşler... Oysa biliyorum ki kimse üzemez beni o istemezse, eğer üzülmüşsem vardır bir sebebi... Eyvallah... İnsandan gelen herşeye eyvallah beni değiştiremezler... İçimdeki huzuru bozamazlar, içimdeki sonsuz güveni engelleyemezler...

     Kötüler olmasaydı iyilik olur muydu? Yalan olmasaydı doğrunun anlamı kalır mıydı? Üzülsem de zaman zaman, üzen olmadığıma hep sevinirim... Kansam da üç beş yalana, söyleyen ben olmadığım için gururlanırım... Kırmak yerine kırılmayı tercih etmenin hafifiliği bu, kimse bilmez bunun keyfini...

 

       

      
                                                                  NESLİHAN ZOR - 08060893
 


Windows Live tüm arkadaşlarınızla tek bir yerden iletişim kurmanıza yardımcı olur.

Hiç yorum yok: