Haber

7.5.09

                                      İLETİŞİM

 

 

         İletişim bir sanattır diyen çok gördüm ama nasıl bir sanat bu böyle ki insanlar o olmadan yaşayamıyor dört bir yanımızı çevirmiş ağzımızı kapasak ta bize hükmeden bir sanat... söz tanecikleri ve bedenimizle çizdiğimiz kareler sonra karşımızda oluşturduğumuz resim ne kadar ince bir noktayı sabitliyor gözümüzde..

         İletişim sanat değil de hayat bence tam içimizde bizi biz yapan karşımızdakini biz yapan ve bizi karşımızdakiyle bütünleştiren bir hayat. Her yerde var hayata gelir gelmez bebeklerin bile annelerimizce yorumlanan bir iletişimi var. Zaten sözlü iletişim de yorumlanmaya açık değilmidir? Sen yığdıklarını gönderirisin karşındakine o ordan almak istediğini alır hatta bazen senin anlatmak istediğinin dışında algıladıkları da olur ozaman işte hayat sana mahsun olur. Aslında bir göz atsak hayata herbir tarafımızı kuşatmış ''kahramanımız''olmuş artık söylediklerimiz ve yazdıklarımız. Bir günümüzün güzel geçmesinin nedeni de ogün yaptığımız iletişimimiz değil mi aslında yada bizi düşüncelere bırakan bir yanımızı hep bir yerlere götüren bizi güldüren,ağlatan,düşündüren kısacası bizi biz yapan iletişimiz değilmi aslında. Hangi birimiz bir olay karşısında sinirlendiğimizde bunu çevremize yada bulunduğum ortama yansıtmayız ne kadar çenelerimizi tutsakta elimizde olmadan tutamadığımız şeyler var diye düşünüyorum beden dilimiz yani bizi ele vermiyor mu ister istemez ve karşı tarafta bunun yansımalarını koymuyor mu  ortaya?

Ya da çok mutluyuz ogün elimizden gelen verimliliğimizi ortaya koyuyoruz olumsuz ne dense duymuyor sadece bir yöne ait kullaklarımızı açık tutuyoruz  hepimizde oluyor bu o anda dünyayı istese karşımızda ki vericek konumda oluyoruz  peki hiç düşündükmü bizi bu denli şekilden şekile sokan şeyin sebebini o anlık yaşadıklarımızmı bizi bu kadar değiştiren yoksa hep içimizde var olan ama yeri geldiğinde etkisini baskın gösteren iletişimimiz mi?

O an bize herşey o noktada olacak biticekmiş gibi gelse de oanlık değil bu baskınlığımızın ortaya çıkması bence. Anlık olsa neden sonradan da anlatma dürtümüz ya da herkesin başından geçen bir anısı olsun ki? O zaman herkes anı yaşardı olur biterdi sonra düşünce diye bir olgu olmazdı fikirler altta kalır sözcükler sofrada yığılırdı ve gayemiz olmazdı,attığımız her adım aynı olurdu yada yürüdüğümüz her sokak ozaman yabancı bizimle konuşmazdı ya da onunla konuşmak için bir çaba sarfetmezdik Almancı olurdu kalırdı bir köşede biz o an yanımızda olana bakardık ve gelişemezdik elbet amacımız olmazdı bir babanın çoçuğuna öğreteceği çok az şey olurdu ya da ne biliyim bir yöneticinin çalışanına söyliceği çok az şey olurdu böyle despot bir hayatta yaşamak hele de ahir zaman gençleri için felaket olsa gerek.

    Şimdi mahkemelere doğru bir yol alalım hepinizin aşina olduğu bir konu var ki boşanmak..

Ve genel sözü ''şiddetli geçimsizlik'' bir farklı söyleyişle ''iletişimsizlik.'' Genel konusudur boşanma davalarının azıcık bir yanlış sözcük olsun bir tarafta hemen geçimsizlik başlangıcı görülür. Beyni neye kurarsan öyle gider zihnine hangi düşünceyi atarsan o seni yönlendirir düşün kendi beyninin bile yöneticisi olamıyorsun ne kötü... gelelim geçimsizliğimize o güzelim ailelerin yıkıldığı en çokta çocukların etkilendiği olay bu geçimsizlik. Evlenirken farketmiyorlar nedense evlendikten sonra çıkıveriyor bozukluklar hele bir de çocuk olmaya görsün tamam hiçbirşeye katlanmak işlerine gelmiyor tarafların gitgide değerlerimizi yitiriyoruz farkında değiliz susmak gerekiyor alabildiğne susmak tartışmaların sonu yok en iyi cevaptır susmak susarak onu suçlu duruma düşürebilirsin ama asla bağırarak bunu yapamazsın karşında seninle zıt fikirde duran birinin fikrini törpilemiş oluyorsun aslında böyle yaparak..ve iletişimsizlik başlıyor böylece..sen konuştukça içindekileri ezen bir gurur beydahlanıyor.

       Hep konuştuk şimdi de susalım biraz iletişimde yazılarımız konuşsun. Ne demişler söz uçar yazı kalır benim bu sözle hayatım değişiyordu işte bankacılık bölümüyle alakalı bir seminerdeyim ve karşımda bankadan gelmiş üst düzey bir yönetici var anlattıkları ve bilgileri okadar gelişmiş ki insan hayranlıkla dinlediklerine dalıyor. Ama her ne kadar güzel olursa olsun dikkat işte dağılıp gidiyor bir anda. Seminerin sonları gibi ve sıkılmış bir durumdaydım bilirsiniz ki seminer salonları da çok sıcak olur hele bir de kalabalıksa olmaya görsün ve karşımda ki insan işi gereği yaptıklarını anlatıyor sürekli belgelendirme olayı mevcut bu işte ve dönüp dolaşıp aynı konuya vuruyor çanlar. Bende bunun üzerine ''söz uçar yazı kalır''demiştim ve o esnada ayağa kalkarmısınız dedi bize seminer veren insan ve bana iş teklifinde bulundu. Umulmadık bir olay ve beklenmedik bir sonuç aslında hayatta tesadüflerle dolu değil mi?

        Hayatımızın rotasını biz belirliyoruz aslında bakışlarımızla ,duruşumuzla ,edamızla, sedamızla,sözcüklerimizle ve hareketlerimizle ve üstümüzde açık ne görebiliyorsak kıyafetimiz gibi onlarla karşımızdakine ulaşmıyomuyuz? Bir birey varsa karşımızda bu zamanla topluma dönüşür ve toplum daha da nicelerine bu sizin elinizde..

 

          Hayat deyip geçmeyin içerisinde koskaca iletişimi saklıyor...her zaman mutlu olmanız dileğiyle..sevgi bulurları üzerinizden hiç eksik olmasın...

 

 

                                                                      Özlem TAMCI(08090801

Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası

Hiç yorum yok: