Haber

30.3.09

sokak çocukları bir bakın...

Onlara Çocukluklarını Hediye Etmek . . .


1950'li yıllarda onlara köprüaltı çocukları denirdi. Onlar tek tük ortalarda gezinen, geceleri köprüaltlarına sığınan, hepimizin merhamet, iyiniyet ve sempatiyle baktığımız çocuklardı. Sonra günler geçti, yıllar geçti. Birdenbire sayılarının arttığını, her adım başı önümüze çıktıklarını görmeye başladık. Ya trafik ışıklarında durduğumuzda arabanın camlarına atlıyor, elindeki kirli bezle camları siler gibi yapıp para istiyor ya da bir vitrinin önünde yolunuzu kesip "selpak alsana benden" diyorlardı. Ardından geceleri sokaklarda köşebaşlarında görür olduk onları. Kuytularda 3-5 kişilik gruplar halinde, ellerinde kese kağıtları, içinde de tiner şişeleri koklayıp durmaktaydılar. Köprüaltları yerini üst geçitler, bankamatiklere bırakmıştı.

Sokak çocukları artık gündemimize yerleşmişti. Özellikle son on yılda büyük şehirlerimizde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya ve Bursa'da göçlerden sonra sayıları gecekondularla aynı hızda artış gösteren sokakta yaşayan bu çocuklarımıza her yerde, her saatte rastlar olmuştuk.

Bu çocuklarımızın evleri sokaklar, çatıları da gökyüzü olmuştu. Aileleri yoktu. Ya göç edip gelmişlerdi ya da dayaktan, cinsel tacizden kaçmışlardı. Önceleri masum bir şekilde sokaklarda özgürce yaşadıklarını sanmışlardı. Ama kısa süre önce sokak çeteleri, "yaşamak istiyorsan bize katıl" demişlerdi. "Bizle yaşayacaksın, ailende biziz, işin de" denmişti. Hırsızlık, uyuşturucu kuryeliği, yaralama, gaspta kullanılan çetenin üyesi olmak istemeseler de onlara sunulan çok seçenek yoktu. Çocukluk yaşlarında oyun, okul, gülmek yerini kavga, dövüş, hırsızlık almıştı.


Oyunu düşlemek, güzellikleri hayal etmek için tek çıkar yol tiner koklamaktı. Dünyayı unutmak ve özlenen hayalleri yaşamak. Tiner işte bunu sağlayan araçtı. Ama ne pahasına?

İşte bu noktada sorumluluklarımızın başladığı noktaya geliyoruz. Yapabileceğimiz birşeyler var; bunlar bireysel yaklaşımlarla tek tek çocuklara kişi olarak yardımcı olmaktan başlayarak aynı amaçlara hizmet veren kişilerin birlikte oluşturdukları sivil organizasyonlara kadar değişen boyutlarda olabilir. Ancak akademik anlamda ilk yapılması gerekli olan durum saptamasının yapılmasıdır. Ama konuyu açıklığa kavuşturacak çalışmaların daha bugünlerde gerçekleştirildiği görülmektedir. Orta ve uzun dönem stratejilerin oluşturulmasında çok belirleyici olan bu örnek bile daha çok başlangıçta olduğumuzu göstermektedir.

Sokak çocukları ile ilgili yapılabileceklere karar verebilmenin ilk koşullarından birisi konu hakkında bilgilenmek ve veriye sahip olmak.

Sonsöz olarak şunu söylemek istiyorum. Bu çocuklarımız için yapmamız gereken birşey var.

ONLARA ÇOCUKLUKLARINI HEDİYE ETMEK.

Diğer yaşıtları gibi okula gitmeliler, oyun oynamalılar, evleri, dostları, aileleri olmalı.

Bunu sağlayabilir ve onlara yardım edebiliriz ve de etmeliyiz.

Bir toplum ancak bütün çocuklarının mutlu olduğu gün yarınlarına güvenle ve gülümseyerek bakabilir  

 
Geçen gün okuyupta çok etkilendiğim bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum belki biliyorsunuz ama yine de içinizde tekrar yer edinsin istedim...
 
.


---------BİR SOKAK ÇOCUGUNUN PEMBEYE BILE BOYAYAMADIĞI DÜŞLERİ------

Ben sokak çocuğuyum abi.Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan.Bilyelerini rüyalarında unutan.Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran,çocuk varya o benim işte, o benim abi...Sahi bir annem olmalıydı dimi.Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa.Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün.Anneler nasıl okşardı çocuklarını.Anne kokusu nasıldır kim bilir.Ana ha, bir anne çizebilirmisin benim için.Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne ve yanına beni eklermisin abi.Tıpkı suluboya resimlerdeki gibi sımsıcak...

Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi.Bir köprünün soğuk, gergin ve karanlık bedeni.Sahi sen hiç seyrettin mi aydedeyi bir köprünün altından,
Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken..
Boşver...
Gel boyat istersen ayakkabılarını.Ben şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum hayata.Gel boyat ayakkabılarını.Boyatta resmi çıksın dostun, düşmanın tüm kaldırımların...

Yokların varlığında tam göbek bağından hiç yakalandın mı hayata.Bir de bir de babam olmalıydı di mi?Beni dövecek bir babam bile yok biliyor musun?Nasırlı ellerinde şevkat arayacağım bir insan.Kimbilir, bayramlarda neler alır babalar çocuklarına.Unutmuşum, bayramlarınız da vardı sizin öyle değil mi, arifeleriniz.Bayram larda temize çekilen dostluklar vardı sonra.Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum güneşe ve mehtaba.Yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek serseri ıslıklar...

Bir babam olsaydı belki yeterdi
Çocuk olurdum eskisi gibi, şımarırdım öylesine
Boşver abi...
Kimin neyine bayram, kimin neyine hediye.Baba kimin neyine abi.Sahi senin düşlerin vardır.Göremediğin rüyanın düşünü kurar mısın hiç.Ahmet bir düş görmüş geçenlerde.Köprü altında tanıştık, soğuk ve geç gelen bir gecede.Utanırken anlattı, anlatırken utandı.Bir ip bağlamış gökkuşağına,
Bak ana diyormuş uçurtmamı gördün mü.Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları..Ahmet'in düşü işte...

Bana düşlerini kiralar mısın abi?Bana düşlerini, düşlerini abi.Boşver, boşver...Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar.En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama.Sen düşünme, sokaklar düşünsün beni.Gazete manşetleri,üçüncü sayfa haberleri düşünsün.İsimsiz bir damla gözyaşı düşünsün.Sen beni düşünme, düşünme be abi...Nasıl olsa ben,olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara.Olmasa da anne babası sokakların..

Sokak çocuğuyum ben, sokak çocuğuyum..
Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde.
Ben sokak çocuğuyum abi..
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan..
Bilyelerini rüyalarında unutan..
Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk varya.

İşte o benim o benim abi o benim..

 

Çok etkileyici değilmi neler yapıyoruz neler yaşatıyoruz yada yureğimiz de neleri barındırıyoruz hiçlikler uğruna yaşıyoruz..çok duyarsız bir toplum olduk 'bana dokunmayan bin yaşasın' gözüyle hayatı yaşıyoruz.Hiçbirşey daimi değil bu hayatta başta bizler faniyiz ki bizim sandığımız herşeyde fani oyüzden sadece kendimiz için değil bir yana itilmiş değerlerimiz için de yaşayalım....

 

KIRIK DÖKÜK HAYATLARI VARDI ...

Kırık dökük bina cephelerinin ardında saklıydı
Hayalleri, göz yaşları, suskunluk ve haykırışları...
delik deşik ayakkabılarıyla atmıştı hayata ilk adımlarını...
Ve yüzünde umut dolu bir bakışın yanında
Akmaya hazır birkaç damla göz yaşı,
Ellerinde nasırlar,
Bedeni şimdiden yorgun...
Kırık dökük hayatları vardı ...
Acıları seninkine benimkine benzemeyen...
Dudakları çatlamış...
Hırçınlığında suçlanan ...
Dışlanan...
Derdini anlayamadığımız ...
Neden diye sormadan yargıladığımız...
Sokak çocuklarımız...

                                                                         

                                                                                                                                                          ÖZLEM TAMCI(ela) 08090801

 

 


Yeni nesil Windows Live Services'ı ücretsiz edinin. Buraya tıkla!

2 yorum:

E.mali dedi ki...

Bu yazı bir cumleden fazla alıntı olduğu için Bu çalışma kapsamında değerlendirilemez.

E.mali dedi ki...

Değerlendirme
5+4