Haber

31.3.09

ÖLÜM

ÖLÜM
Son zamanlarda sıklıkla kullandığımız,duyduğumuz,izlediğimiz,gördüğümüz ve yaşadığımız bir kelime haline geldi “ölmek “ kelimesi.Aslında hep hayatımızın bi köşesinde varolan bir sözdü.Yaşayınca ,hissedince anlıyor insan.Yemek gibi içmek gibi ölmekde hep bir köşede ,ya bizi bekliyor ya da yakınımızda kendini hissetiriyor.Tabibi yok bu bulaşıcı hastalığın.Hergün bir diğeriyle aynı telaş içerisinde geçiyor hayat.Neye yara ki didinmeler,onca çaba,emek,güç.Planlar kurmakla geçiyor insanoğlunun hayatı.Nezaman gelir bu sonsuzluğu anlatan söz bilmeden yaşayıp gidiyor insan.Ya gelirse demeden…Geriye kimse kalmamış en bilgesinden en güçlüsüne kadar herkes tadmış…Bu satırları dökerken gelme ihtimali ise yüzde bir ile yüzde doksan arasında değişirken bir çare bulmak için dakikaları harcamalı mı, yoksa iki dakika sonra gelecek olsa ,iki dakikayı severek mi yaşamalı?Yoksa dökülen her bir kelime geriye kalanlara bir şeyler mi anlatmalı?Birgün öncesinde gülüp,konuşurken bir gün sonrasında ruhumuz, acıtmakdan korktuğumuz fakat yeri geldiğinde en büyük zararı verdiğimiz bedenimizi terk edebilir.Kimin aklına gelir ki yaşadığı bu anların son dakikalar,saniyeler,saliseler olduğu.Nasıl bir şeydir ölüm,nasıl dayanabilir insan sevdiğinin yokoluşuna.Anne ,baba,kardeş yeri geldiğinde evlat…Sıcacık dokunuşların yerini alacak olan boşluk.Annesiz ,babasız yaşanabilir mi?Nasıl yaşarım derken, sensiz yaşayacaklar ne yapacak sensiz bu ölümlü hayatta.Ölüm dedik ya işte ,adı üstünde ölümlü hayat.Bir varmış bir yokmuş gibi,masal gibi,yaşananlar hiç yaşanmamış ,bir eski gömlek hiç giyilmemiş gibi,bir yudum su hiç içilmemiş gibi…En çokda yaşayanı vurur acısı.Bu yaşamak ise sırayla olur.Herkese biçilen bir hayat vardır ve bu hayatta kim sırasını aldıysa yaşar.Sonra bir öyle bir böyle kendi ölümünü düşünmeden günlerini geçirir ve bir gün talihsiz bir olay gelir başına ya donarak,ya yanarak ya da kalpden diye sebep biçer elinoğlu.Tüm hayatı yok saymak için tek bir,ufacık bir sebep yeter.Sevdiklerinden ayrılmak için küçük çok ama çok küçük bir sebep.Basılır damga, tüm geçmişe mal olur.Kalp krizi,kanser ya da grip…Hayat sürprizlerle dolu derler ya hakikaten öyle olsa gerek.
Sürpriz
Ve
Son nefes…
O an geride kalanlar düşünelemez hale gelir büyük ihtimalle.Sadece seni sevenler düşünür sensizliği.Seninde geçmişde düşündüğün gibi…Tüm kavgalara rağmen yine geliyor bu amansız dert.Dert işte düştü mü insanın yüreğine dindirmeside ,silmeside zor oluyor.Dert işte çoğu şeyi alıp gidiyor.Dert işte hücrelerinden geldiğini alıp “sahibipsiz” bırakıyor.Olmasada olacak korkusu…
Anılarla yaşamaya çalışırken kendi hiç ölmeyecekmiş gibi üzülüyor insan.İnsan işte yaratılışı böyle…Bir tatlı söz,bir güleryüz esas olan, insana yakışan…Yakışdığı gibi yaşamalı verilen hayatı,en iyi şekilde harcamalı verilen nefes sayısını.Tükendiği zaman pişmanlıklar fayda vermeyecek kadar ağır gelir insana ölüm acısı.Sonsuzlukdu gelinen yer ve sonsuzluk olacak varılan nokta.
(Her nefis ölümü tadacak) (ENBİYA/35) Diyor Yaratan kitabında.
İmkansızlığın içinde tek imkansızlık.Nefeslerin tıkandığı,boğazlara bir şeylerin düğümlendiği en zor kelime.Formülü olmayan,çözümü zor olan en büyük sınav.Yaşanacak en zor an.büyük umutlarla çıktığı tatile varmadan belki bir uçak kazasında belki sevdikleri tarafından beklenirken hasret gideremeden başa gelen son yaşanan zaman.Ölüm işte…
Öldüren de dirilten de O'dur. (NECM/44)Herşeyin geliş noktası aynı olduğuna göre hangi alem olduğu fark eder mi?Sonunda kavuşulan yer Yerlerin en güzeliyse “ölüm”ün korkutuculuğu nedir ki umutların yanında.Ölmekden korkmak önemli olmasın esas olan hayırlı ölümler nasip etsin Yaratan tüm insanoğluna.
08020864

1 yorum:

E.mali dedi ki...

Takdir ediyorum gayet güzel bir yazı,
Başarılar dilerim