Haber

2.5.09

YANLIŞ CEZANIN TELAFİSİ OLURMU?

                                  YANLIŞ CEZANIN TELAFİSİ OLURMU ?

          Bugün gazete okurken en arka sayfada, köşede küçücük, pek de önem verilmeyen bir yazı gözüme çarptı. Başlığı ‘yirmi iki yıl boşuna yattı’  diye atılmıştı.

          ABD’de yirmi iki yıl hapis yatan adamın suçsuz olduğu adli tıp testleri sonucu anlaşılmış.1987’de tecavüz suçundan ömür boyu hapis cezası alan Gary Richard’ın yeni yapılan kan testleriyle suçsuz olduğu ortaya çıkmış. Richard’ın yeniden yargılanacağı ve muhtemelen beraat edeceği yazılmıştı gazetede.

           İnsan hayatı için çok önemli bir habere küçücük bir yer ayırmış gazete. Hatta üstündeki gereksiz moda yazısı bile ondan çok daha büyük yer kaplıyordu. Bir insan hayatının yirmi iki yıl hapiste suçsuz yere çürümesi, böyle ağır bir suçlamayla yirmi iki yılı hapiste geçirmesi ve kim bilir daha düşünemediğimiz birçok kötü olay bir moda yazısından nasıl olurda önemsiz olabilirdi. Bu gazetelerin duyarsızlığımı yoksa bizlerin mi? Diye düşünmek lazım birileri suçlamadan ama umuyorum ki bu halkın istediği değil de gazetenin yaptığı bir hata olsun. Eğer böyle değil ise toplum olarak çok duyarsızlaşmış ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ der hale gelmişiz demektir.

           Düşünsenize bir insan hayatında her şey yolunda giderken birden hiç işlemediğiniz bir şeyle suçlanıyorsunuz. Hem de tecavüz gibi bütün toplumun kınadığı affedilemez bir suçla. İnsan psikolojisi nasıl olurdu kim bilir? Siz hiçbir suç işlemediniz ve bunu kanıtlayamıyorsunuz, kimse sizin söylediklerinize inanmıyor çünkü birilerinin yaptığı hatalar sizin bu suçu işlediğinizi gösteriyor.

           En önemlilerinden biride şimdiye kadar kurduğunuz bütün düzen, bütün emekleriniz bir çırpıda harcanıyor. Bir yerlere gelmek için yıllarca çalıştığınız işinizi, çok sevdiğiniz çocuklarınızı, eşinizi, ailenizi, dostlarınızı, tanıdıklarınızı her şeyinizi bir çırpıda kaybediyorsunuz.

          Bu adam belki de bu yirmi iki yıl boyunca ailesi tarafından reddedildi. Onlardan uzak tek başına bir hücrede geçirdi bütün zamanını. İnsanın aklının yerinde kalması sağlıklı olabilmesi mümkün değil.

          Duyduğuma ve izlediğim belgesellere göre tecavüz her türlü suçlunun olduğu yerde yani hapishanede bile çok fazla kınanan hatta yapanların linç edildiği bir suç, bu da insanın sağlıklı kalmamasının nedenlerinden biri. Belki de her gün bu suçu yüzüne vurularak yaşadı o yirmi iki yılı. Yeri geldi bir köşede sıkıştırılıp dayak yedi yeri geldi diğer mahkûmlardan korunmak için tek bir sesin bile olmadığı karanlık soğuk hücrelere kapatıldı. Ya her gün duyduğu suçlama ve aşağılama içeren sözler içinde nasıl bir yara açtı? Koskoca yalnız yirmi iki yıl hiç kolay değil.

          Adamın suçsuz olduğu kanıtlandığında ve serbest kaldığında eski hayatına dönebilecek mi? Tabii ki de bu sorunun cevabı çok açık; hayır. Asla eskisi gibi olmayacak. Çoğu insan ona inanmayacak. Belki ailesi duruşma sırasında olduğu için ona inanır ama o sırada orda olmayan insanlar ona çıktığında nasıl davranacak?  Bu kadar yıl sonra hayata hiç bir şey olmamış gibi devam edebilir mi? Tahmin edemeyeceğimiz bir sürü kötü olay aklandıktan sonra bile adamın peşini bırakmayacak.

          Adalet sistemi özür için, adamın hayatını düzeltmek için ne yapacak peki? Belki bir özür sadece belki de bir miktar para ama her ne yaparsa yapsın bu olay telafi edilemez.

          Geçen sene buna benzer konusu olan bir film izlemiştim. Bir grup profesör adalet sisteminde aksaklı olduğu, idamın her ne suç işlenirse işlensin hiçbir canlıya uygulanamayacağını ve bunu nasıl çözeceklerini tartışırlar. Aralarındaki kan kanseri olan bayan zaten çok az ömrünün kaldığını düşünerek intihar eder. İçlerinden bir profesörün daha önceden sabıkalı olması ve kadınla yakın olması bir numaralı şüpheli durumuna düşürür. Bu intihar aslında ceza sisteminin yanlışlıklarını göstermek amaçlı bir plandır. Bununun üzerine cinayeti profesör yapmış gibi deliller bırakırlar ortaya, kesin olmamakla birlikte. Sonuçta polis adamı yakalar ve idam cezasına çarptırılır. İdam edilmeden önce bir kaset hazırlamışlardır, kadını onun öldürmediğine olayın bir intihar olduğuna dair. Bu kaseti idam edildikten sonra gerekli yerlere ulaştırırlar ve adamın suçsuz yere idam edildiği ortaya çıkar. Profesör canı pahasına da olsa emeline ulaşmıştır. Hem verilen her cezanın doğru olmadığını, delillerin ve adalet sisteminin yanılabileceğini hem de en önemlisi idamın hiçbir canlıya uygulanmaması gerektiğini bir çözüm olmadığını kanıtlamıştır.

          Bin insan hayatı için, bir insan hayatından vazgeçti. Umarım hayatta ki aksaklıkları kanıtlamak ve gidermek için bir insan daha kendi hayatından vazgeçmek zorunda kalmaz.

Hiç yorum yok: