3.5.09
DÜŞÜNYORUM-TELEVİZYON DEĞİL FELAKET TELLALI - NESLİHAN ZOR
TELEVİZYON DEĞİL FELAKET TELLALI ...
21. yüzyılın vazgeçilmez aletlerinden biri olan televizyonun tarihi, 75 yıl önce, İskoç mucit John Logie Baird 'in keşfiyle başladı. Baird, 21. yüzyılda insanları saatlerce karşısında oturtabiliyor. Günümüze gelene kadar türlü gelişmeler göstern tv. en hızlı ve en etkili iletişim araçlarından biri olmuştur. Televizyon izlemek bir iletişim, haber aracı olmaktan çıkıp hobi haline gelmiştir hatta. Birçok eğlence programlarını, yarışmaları, dizileri, filmleri, reklamları içinde barındıran bu sevimli alet yavaş yavaş hayatımıza yön vermeye başlamıştır. Her eve kolayca girer ve alışkanlık yapar...
İnsanları psikolojik olarak da etkileyen televizyon artık benim için eğlence yada bir eğitim aracı olmaktan çıktı. Gün olmuyor ki kötü haber almayayım tv den. Ne zaman açsam ya doktorlar kanserden bahsediyor ya binbir çeşit gripten ya psikolojik rahatsılıklardan ya kaza ya filmlere taş çıkartacak cinayetlerden bahsediyorlar. Etrafımda herkes panik atak olmuş durumda, çünkü tv lerde artık bu çağımızın psikolojik rahatsızlığı çok normal diyorlar. Sürekli panik atak belirtilerinden bahsediyorlar ve insanlar öğreniyor... Bu hastalığa kendilerinin de sahip olduğunu zannediyorlar. Hani derler ya bir şeyi kırk defa söylersen olurmuş diye, aynen o hesap... Minnacık çocuklar ister istemez bu konuşmalara kulak misafiri oluyor ve onlarda bu psikolojik rahatsızlıkları öğrenerek büyüyorlar... Zavallıcıkların bilinçaltına yerleşiyor... Sonra bir de organik doktorlar, ben onlara öyle diyorum... Bu organik doktorlar halıdan deterjana, sebzeden meyveye herşeyin insanoğlunu kanser yaptığını iddia ediyorlar... Gündüz programlarında kadınlarımızı sözüm ona bilinçlendiriyorlar... Ev hanımları ne yemek yapacaklarını şaşırırken günün birinde kanser olacakları ihtimalini gözlerinde büyütüyorlar ve öyle de oluyor. Her geçen gün yüzlerce insan bu hastalığa yakalanıyor. Çünkü kaçış yok, herşey kanserojen bu doktorlarımıza göre!! Saat başı haber programlarına gelince, her ay yeni bir çeşit öldürücü grip türetiyorlar... Mesela bu aralar gündem domuz gribi; bu grip nasıl oluyorsa yeme içme yoluyola bulaşmıyor, hava yoluyla insandan insana geçiyor. Yeme yoluyla bulaşşa tabi ekonomileri çöker kimse domuz eti yemez öyle değil mi? Ama yiyin diyorlar!! Yine yüzlerce insanın bu gripten öldüğünü duyuyoruz. Peki bu gripten nasıl korunabiliriz? İnanın onlarda bilmiyor... Bir ara kuş gribi vardı... Nasıl olduysa biranda bitiverdi gerçi bitti de dert bitti mi, bir yenisini yine çıkarılar. Neyse saymakla bitiremeyeceğim garip gripler var... Fare den bulaşan virüsü unuttular buarada. Domuz gribi daha inandırıcı geldi. Deli dana akıllandı sanırım, neyse iyi oldu akıllandığı...
Bir de cinayet haberleri var. Bu haberleri de sanırım insanları bilinçlendirmek için yapıyorlar, aman dikkat edin kimseye güvenmeyin, kafanızı kesip çöpe atabilirler diyorlar? Yaa cinayet yöntemi öğretiyorlar bence... Kaç tane cahil, macera arayan insan var eminim ve bu akılalmaz cinayetlere özenebilecek vatandaş var. Alın size bir yöntem... Hatta bu cineyetin delillerini nasıl bulduklarını da anlatıyorlar birbir, bidahaki sefere denerlerse bu delilleri ortada bırakmasın katil diye.
Bir de hırsızlık yapan minik bir çocuğu polise şikayet eden esnafı kötüleyen haberler vardı. Çocuğun ekmeği çalması normalmiş gibi gösterilen. Burdaki mesajı ben anlayabiliyorum... Amaç devleti götülemek, çocuğa sahip çıkmayan devlet hırsızlığa teşvik ediliyor imajı veriliyor. Hepimiz de kınıyoruz bu esnafı noolmuş açmış, mecbur kalmış, verseydin ekmeği çalmazdı diyen eminim çok insan var. Sonra farkettim bu aç çocuklar çoğaldı... Etrafımda bir ekmek için dilenen çocuklar moda oldu. Alın size televizyonun öğrettiği çok güzel bir örnek.
Onun dışında kavgayla geçen bayramlar var bir de. Burdada çileden çıkmış polisler suçlanıyor. Niye? Çünkü polis milletin iş yeri camekanlarını kıran, vatandaşın arabalarını yakmaya çalışanları tipkakmış diye. Tabi polisler robot olmalıydı. O insanlar milletin malına zarar versin, devletin okullarına zarar versin, halkın huzurunu kaçırıp sokağa bile çıkmalarını engellesin ve polisler bu olaylara seyirci kalsın istiyorlar. Tv ler canları ne istiyorsa olayları o şekilde yansıtıyorlar ve insanları en etkili biçimde yönlendiriyorlar.
İnsanlarımız sağlıklarını bu televizyon programları yüzünden yavaş yavaş kaybediyor. Toplumumuzda psikolojik rahatsız insan sayısı sürekli artıyor zaten geri kalanı kanser yaptılar diğer bir bölümü keneydi, kuştu hastalandı. He bir de intihar haberleri var. Niye çünkü insanlarımızın psikolojisi bozuldu. Ekonomik kriz yüzünden 1 haftada 4 kişinin intihar haberini duydun tv de. Bunlada şu iletiliyor, borcunuz varsa kendinizi öldürün biz tv olarak arkanızdayız devlete suçu atarız merak etmeyin diyorlar.
Haber izlemekten korkar oldum, kötü haber tellalını izlemekten desem daha doğru olur. Kim dur diyecek bilmiyorum ama bu durum böyle devam ederse gençlerimizin yüzde 80 nin durumu vahim bence. Çünkü etraflarında hep kötü olaylar oluyor, dün-yanın hep kötüye gittiğinden bahsediliyor ve bu zavallı gençlerin bilinçaltları bu kötü olaylarla doluyor. Günün birinde de dışarı çıkıyorbu düşünceler rahatsızlık olarak, kimi panik atak oluyor kimi panik bozukluk, kimi kanser, kimi aklıma gelmeyen bir sürü hastalık... Hastalıklı beyinler yaratıyor tv artık. Birde şu deniyor, düşünce güçünüzle olayları pozitif yapabilirsiniz, pozitif düşündürtmüyorsunuz ki... Hatta negatif olaylarla ömrümüzü dolduruyorsunuz. Sonuç negatif düşün negatif olsun oluyor.
TV yi açtığım an eve yayılan ses şu, çığlık, ağlama, feryat, patlama, çatışma sesleri oluyor... Hadi kolaysa çıkar o sesleri odandan dışarı. Ben tv yi artık açmak bile istemiyorum. Ne zaman açsam moralimi bozan tv yi niye açayım ki? Dışarı çıkmaya korkuyor yeğenim mesela. Niye sizce? Çünkü tv de dışarı çıkan bir çocuğu kaçıran kadından bahsediyorlarmış. Nasıl unutturacağım bunu ben şimdi. Hayır kaçırmıyorlar desem inanacak mı? Düşünün sadece bir haberle dışarı çıkamama fobisi oluşan bir çocuk ki bu çocuk daha 5 yaşında, halının, deterjanın markette satılan tüm gıda ürünlerinin kanser yaptığını duyan bir insan nasıl olur da psikolojik olarak kanser olmaz. Olur tabi kendini kanser olacağına inandırır ve olur.
Tv izlemeyin demiyorum ama izleyin de demiyorum. Sadece tv de söylenen herşeye inanmayın. O kutucuğun arkasında dönen dolapları görür gibiyim. İzlediğiniz kanalları doğru seçin, çocuklara haber izletmeyin... Bambaşka bir dünya tv... O dünyada kendinize doğru çevre edinin , sizi mutlu eden programları izleyin.... Artık kötü haber duymak istemiyorum...
NESLİHAN ZOR
08060893 08060893
Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder