Dost, kötü günlerimizde teselli ve şefkatine sığındığımız, mutluluklarımızı paylaştığımız, ruhumuzun bütün sırlarını rahatlıkla açıklayabildiğimiz insandır. Dostluk insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır. Bu: sevgi, saygı, güven ve yardımlaşma ile kurulur.
Nedeni ne olursa olsun saygıyı, sevgiyi, güveni ve inancı yitirmemek dostluk demektir. Dostluk, karamsar günlerinde avutmak, onun bu bunalımlardan en kısa zamanda kurtulmasına yardımcı olmak demektir.
Dost hayat kasırgalarının hercai bir tavırla hayatı bize dar etmeye kalkıştığı kimi durumlarda sırtımızı yaslayacağımız gövdesiyle sığınak, dal ve yapraklarıyla bizi teselliye can atan ulu bir çınardır. Yaşamın azgın dalgalarından bunaldığımızda koşup sığınabileceğimiz emin bir liman olmalıdır. Dostluğun değeri sıkıntılı zamanlarda anlaşılır çünkü. Gerçek dostları yalnızlığın karamsarlığın, umutsuzluğun bizi zehirlediği anlarda ararız. Kusurumuzu görenler canımız sıkılmasın diye doğruyu söylemeye çekinirler, ama yakın dostlarımız yanlışlıklarımızı düzeltmemiz için onu söylemeyi bir borç bilirler. Gerçek dost arkadaşının kötü zamanında yardımına koşmaya hazır durumdadır.
Her konuda tamamen aynı olduğumuz gibi, bazen bir bakış yeter neler hissettiğimizi anlatmamıza, bazen sıcacık bir gülümseme yeter o üşüyen ruhumuzu ısıtmamıza. Belki yüreğimizde ki acıyı paylaşmaktı dostluk. Belki üzüldüğümüzde sıcak bir kucaktı, belki de karnımız ağrıyana kadar gülmekti. Bence her şeydi dostluk, yaşamak sevmek, öğrenmek. Tabii dostluk duygusunun canlanması için bir dostun olması gerekir. Ama dost bulmak, bulunmaz Hint kumaşı derler ya o cinsten işte.
O, en fazla ihtiyaç duyduğumuz vazgeçilmez, kutsal bir varlıktır. Başımız darda kaldığı zaman koştuğumuz ilk yer onun kapısıdır. O, bizi tamamlayan parçamız, devamımız demektir; onu kendimizden ayıramayız. Dostumuz bizi en az kendimiz kadar kayırır. Vefakâr ve fedakârdır.
Gönlümüzde ve düşüncelerimizde büyük bir yer kaplayan dostumuz, daima bizim iyiliğimizi ister. Başarılarımızı alkışlar, kötü bir davranışta bulunduğumuz zaman bizi uyarır, doğru olanı gösterir. İyiliklerimizi över, kusurlarımızı gidermeye çalışır. Ona olan inancımız sonsuzdur. Bu yüzden yüzümüze vurduğu gerçekler ne kadar acı olsa, bizi incitmez. Hatalarımızı onarmaya, yanlışlarımızı düzeltmeye yöneltir. Onun ışık tutan, teselli eden varlığı; bizi mükemmelliğe eriştirmek için tenkit eden kılavuzluğu sayesinde kötülükleri yenmeye çalışırız. Ona karşı duyduğumuz saygı, derin ve samimi inanç bizi moral çöküntüsünden kurtarır. Dolayısıyla, onun gösterdiği yol bizi başarısızlığa değil, başarıya, mutsuzluğa değil, mutluluğa götürür.
İyi niyeti, sevgiyi ve inancı hissetmek bizi güçlü kılar. Temenni edelim ki, karanlık günlerimizin ışığı, zor anlarımızın kurtarıcı meleği olan dostlarımız eksik olmasın.
07110812 TAHİR EREZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder