Avrupa’da 12 ülkenin bir araya gelmesiyle kurulan cern ilk parçacık araştırma lâboratuarıdır. Dünya ’nın en büyük parçacık fiziği araştırma merkezi olan CERN bu seferde kâinatın sırrını çözmeye çalışıyor. LHC isimli deney için başlama işareti verildi. Cern in 20 asıl üyesi bulunmaktadır ve 8 de gözlemci üyesi vardır ve bu gözlemcilerinin içinde bir de Türk bulunmaktadır.
Deneyin amacı; Yaklaşık 13,7 milyar yıl önce oluşan büyük patlamayı laboratuar koşullarında bir kez daha yapmak ve dünyanın oluşum evrelerini görmektir.
2008 de başlayan çalışmaların yaklaşık 10 yıl kadar sürmesi bekleniyor. Yerin 150 metre altında yapılacak olan bu deneyde büyük Çarpıştırıcısı (LHC) isimli dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısında, atom çekirdeğindeki protonlar çok yüksek enerjiyle çarpıştırılacak. Bu eylem tarım arazilerinin altında dev makinelerde ,ya atom parçaları kendi aralarında veya atom çekirdekleriyle çarpıştırılacaktır. Tüm bu olayların sonucunda meydana çıkacak olan parçacıkların evrenin işleyişinde ne gibi etkileri olacak onlar izlenecek. Türkiye maalesef cern e üye değil. Fakat tam üyelik için başvuruda bulunuldu ama bu süreç 5 yıl sürecek gibi duruyor. Türkiye şimdilik, her ne kadar üye olmasa da cern de bizi temsil eden bilim adamlarımız bulunmaktadır ve İstanbul da Boğaziçi üniversitesinde de cern yakından takip edilmektedir. Cern deki Türk araştırmacı sayısı yurtdışındaki üniversitelerde görevli olan kişileri de dahil edersek 38’dir.
Türkiye bunun gibi bilimsel araştırmalarda etkın rol alamamıs, genelde takıpçi olmustur Bu yüzden Kendi yetiştirdiği profesörlerini, araştırmacılarını yurt dışında ki üniversitelere, araştırma laboratuarlarına kaptırmak zorunda kalmıştır. Öğrenciler ,daha iyi bir eğitim almak için eğitmenler ise kendilerini daha da geliştirmek için yurt dışına gitmeyi tercih etmektedirler. Fakat bir yerden başlamak gerektiğini vurgulamak istiyorum. Her şeyin en iyisini yapabilecek kapasiteye ,yeterli donanıma sahip olmamıza rağmen kendimizi geliştirmek yerine, ülkemiz adına bir şeyler yapmak , sesimizi duyurmak yerine başkaları için çalışıp onları daha da yükseklere taşıyoruz. Türkiye bu gibi araştırmalarda artık daha aktif olmalı diye düşünüyorum ve yeni yapılan daha doğrusu faaliyete geçmek üzere olan bir projeden bahsetmek istiyorum; Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) desteğiyle kurulacak olan “Türk Hızlandırıcı Merkezi’’ bu dalda atılmış büyük bir adım. Bu merkezde Yüksek enerjili elektron ve proton hızlandırıcıları bulunacak ve parçacık fiziği , nükleer fizik gibi pek çok alanda ileri teknoloji araştırmaları yürütülmesi planlanmaktadır. Bu proje Boyutları ve araştırma kapasitesi açısından Türkiye'nin yer aldığı coğrafyada bir ilk olmuştur. Böyle bir kuruluşun TAEK ve TÜBİTAK gibi kuruluşların desteğinin yanı sıra başta CERN olmak üzere Almanya'nın en önemli hızlandırıcı merkezleri olan DESY ,BESSY ve FZD ile bu amaçla imzalanmış işbirliği anlaşmalarının olması büyük önem taşımaktadır.
Yeni projelerin ülkemizin ilerlemesine büyük katkılarda bulunacağı kanısındayım. Bir ülke asla kendi teknolojisini geliştirmeden, katma değer üretmeden gelişemez ve çağdaş yaşama ayak uyduramaz....
Rabia YİĞİTOĞLU 08050821
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder