Haber

20.4.09

DÜŞÜNYORUM - VEFA

          

 

                                     BİR FİNCAN KAHVEDEKİ HATIR...

 

' Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı var' diye mırıldanıyordu diye mırıldanıyordu annem. Anlam veremedim güldüm hatta. Bir kahvenin de kırk yıl lafımı olur dedim. Sonra sık sık duymaya başladım şu yedi kelimelik atasözünü; bakkaldan, taksi şoföründen, hocalardan arkadaşlarıma varana kadar... Kulağımda çınlıyordu sürekli... Eee dedim, ne olmuş içmeseydiniz! Fazla geçmeden ben de anladım ki içmemekle olmuyormuş. Annemin kahve diye bahsettiği şu yok olmaya yüz tutmuş vefaymış! Günümüzde daha çok vefasızlığa örnek var aslında. Etrafıma bakıyorum da dostluk çoktan anlamını yitirmiş, arkadaşlık yerini çıkar ilişkilerine bırakmış.

     Destek olanın desteğe ihtiyacı oluyor birgün. Borç veren borca sıkışıyor, anlayış gösterense anlayış bekliyor, dürüst olansa dürüstlük... Elini uzatıp uçurumdakini kurtaransa, kurtarılmayı bekliyor düştüğü kuyudan. Bunların hepsi vefadan ileri geliyormuş... Vefalı insan en kötü günde, dünyamız karardığında yanımızda olanmış. Ağlayacak bir dost omuzu bulamadığımda anladım ki; vefa herşeymiş. Yaşamın her anındaymış... Verilen emeğe saygı, güler yüzmüş...  Sıcacık bir el, bazense sağlam bir omuzmuş. Maalesef unutulduğundan herşey menfaat olmuş.

      Ne diyebiliriz ki, insanların monoton davranışları, yapmacık sevecenlikleri, ben merkezcilikleri karşısında bir biz mi kaldık acaba!  Oğlunun babasına vefasızlığı, işçinin işverenine düzenbazlığı, kedinin sahibine cambazlığı... Dünya dönüyor belki tersine, insanlar yürüyor geriye... Annenin evlattan beklediği sadece saygı, geriye dönüşü olmayan bir sevgi.

 Belki herşeyin çözüm noktası iyi niyettir. İyilikle uzatılan bir el kadar insanı mutlu eden birşey yoktur. Karşılık beklemeden verilen sevginin dönüşümü yine sevgiyle olacaktır diye düşünüyorum...

      Geçmişte yaşanan her saniyenin bile değerli olması gerekirken, yıllarını verdiğin bir insan gün geliyor bir selamı bile fazla görebiliyor. Gülüp eğlenmek değildir sadece yaşananlar, emektir... Unutmak moda olmuş, arkanı dönüp gitmekse yakışır olmuş herkese. Kapılara vurulan kilitlerle oysa yüreğimizi kilitliyoruz farkına varmadan. İnsanlar sırlar içinde yalnızlığa gömülüyorlar.

     Vefa bir yük değildir aslında bir görevdir. Yemek içmek kadar alışkanlık yapmalıdır. Vatanımıza, arkadaşımıza, hocalarımıza, komşumuza, ailemize karşı unutmamamız gereken bir borçtur. Mehmetçiklerimiz hiçbir çıkar gözetmeksizin vatanımızı korumakta, kanlarını son damlasına kadar akıtmaktadırlar. Bu sizce vefa değil midir? Yaşlı annesine bakan bir evlat ödüllendirilmeli midir? Bence hayır... Yapması gerekeni yapıyordur zaten. Görevini yerine getiriyordur. Bu zamanda annesine bakan çocuk neredeyse ödüllendirilir oldu ya da dostuna borç veren olağanüstü bir tavır sergilemektedir. Yardım etmek böbürlenmek için yapılır oldu belki de!

     Eskimeyen dostlarımız kaç tane var? Komşularımızla görüşüyor muyuz? Bayram hariç hangi akrabamızı ziyaret ediyoruz? Çocukların gönlünü kaçımız almaya çalışıyor? Hocalarımızı okul bittikten sonra görmeye gidiyor muyuz? Eğer bunları yapmıyorsak biz de vefasızız demektir. Değil bir fincan acı kahve bize verilen değerleri görmezden geliyoruz demektir.

     Asır önce dillerde dolaşan bu atasözü günümüzde bambaşka bir boyut almış durumda. İnsanlar birbirinden kaçar olmuş.

     Bir aile vefa üzerine kurulmaktadır, bir dostluk, vatan... Vefa olmayan bir yuva bozulmaya mahkumdur... Vefasız bir dost yalnız kalacaktır günün birinde... Vefa olmayan bir vatan da emniyette yoktur, insan kendini güvende hissedemez vefasız bir ortamda. İşcinin işverene vefa borcu vardır, bu kural TC. hukuk kuralların da bile yer almaktadır. Zor durumda olan iş sahibini kötü gününde bırakıp gitmek suçtur. Aynı şekilde işverenin de işçisine iyi niyet borcu vardır. Eğer işçinin sağlık problemi varsa işveren işçisine sahip çıkmalıdır. İyi niyet, vefa tartılabilir, ölçülebilir mi sizce? Herzaman vefa, iyi niyet ağır basar. Hiçbir ağırlık ölçüsüyle ölçülemez...

     Türk milletinin en önemli özelliklerinden biri vefalı oluşudur. Bu değerlerimize sahip çıkmalıyız. Bu bir uyku hali midir, şaşkınlık mıdır bilmem ama artık uyanmalıyız. Geç kalmadan birşeyler yapmalıyız. En yakınımızdan başlayabiliriz mesela ailemizden... Zor değil gülümsemek, eskileri unutmamak...  

     Vefa beklemeden önce vefalı olmayı denemek lazım... İçilen bir fincan kahvede yudum yudum vefa vardır...

                                                                                                                                                                   NESLİHAN ZOR

                                                                                                                                                                          08060893



Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası

Hiç yorum yok: