Haber

23.4.09

Aile İçi İlişkiler ve Mutluluk

Her genç kızın düşü, her genç kadının en önemli amacı ve beklentisi mutlu bir evlilik ya da mutluluğu evlilikte bulmaktır. Çoğunlukla mutluluk başkalarının sağladığı bir duygu, bir durum olarak anlaşılır. Oysa aile içinde mutluluk eşlerin ortak çabasıyla yaratılır.
Bu yazıda kısaca ailede mutluluğu yaratacak temel ilkelerden söz etmek istiyorum.
Kendisine mutluluk nedir? ya da mutlu muyum? sorusunu soran insan buna kolayca cevap bulamaz. Günlük yaşantısından memnunsa, ya da istediği, beklediği olmuşsa kolayca mutlu olduğunu söyler. Bunun aksi durumda mutsuzluktan yakınır.
İnsanlar bütün yaşamları boyu mutluluk arar. Onun peşinden koşar. Kimi sınavda başarılı olunca, kimi iş bulunca, kimi parası olunca, kimi ev alınca mutlu olacağını söyler. Ancak birçok insan, başarılarına, işine, zenginliğine karşın mutsuzdur.
O halde mutluluk, başka bir deyişle sevgi, sevinç ve umut duygularının yaşanması ve anlamı kişiden kişiye değişir. Kimi insana göre, mutluluk erişilmesi güç bir kavramdır. Kimisine göre günlük yaşamın kendisidir. Böylece mutluluk kazanılması, elde edilmesi, yaşanması hem çok güç hem de çok kolay bir kavramdır. Mutluluk göreli bir kavramdır. Kişiden kişiye, toplmdan topluma günden güne değişebilir. Bu nedenle her insanın ve grubun kendi mutluluğunun ilkelerini, koşullarını, amaçlarını kendisinin saptaması, oluşturması gereklidir.
Evlilikte en az iki kişinin oluşturduğu bir grup olduğuna göre evlilikte mutluluğun ilkelerinin koşullarının ve amaçlarının, eşler tarafından saptanması ve oluşturulması gerekmektedir.
Oldukça soyut ve göreli olan mutluluk kavramı ruh sağlığı açısından denge ve düzen demektir. Kanımızda, mutlu evlilik, eşlerin ruh sağlığına bağlı, durağan olmayan, devamlı değişen bir süreçtir.
Daha önce de söz konusu edildiği gibi evlilik eşlerin oluşturduğu en küçük bir grup olup, toplumsal bir olgudur. Evlilikte birlikte aile ortaya çıkar. Aile, aralarında evlenme, cinsel ilgi ve ilişki, çocuk bağları olan, bir çatı altında yaşayan ortak geliri paylaşan, kendilerine özgü, benzer görgü inanç ve değerleri bulunan, toplumsal rolleri ve yerleriyle iletişim ve etkileşim içinde bulunan karı kocanın oluşturduğu toplumsal kurallara uygun bir kuruluştur.
Aile ne kadar dar ya da geniş de olsa, ailenin temel yapısı karı-koca ve varsa çocuklardan oluşur. karı-koca ve çocuk ya da çocuklardan oluşan aileye çekirdek aile denir. Her çekirdek ailenin ya aynı yerde ya da başka yerlerde yaşayan anne, baba, kardeş gibi yakınları, bağlantıları vardır.
Aile içinde anne ve babanın karı ve kocanın belli yerleri ve rolleri vardır. bu roller gerektiği biçimde sürdürülür ve karı-kocanın yerleri belirlenirse ailenin mutluluğu denge ve düzeni sürer.
Aile içinde karı-kocanın kendi aralarında ve karı kocayla ailenin diğer bireyleri arasında karşılıklı ilişkiler, iletişim ve etkileşim söz konusudur. Bu ilişkiler aile yapısını oluşturur. Aile yapısı içinde yer alan her kişinin kendisine özgü bir rolü ve yeri vardır. Aile içindeki bütün ilişkiler bireylerin rolüne ve yerine göre düzenlenir. Aile içinde en önemli ve temel roller ve yerler karı-koca ve anne baba rolleridir. Kadının önce eş ve anne rolünde ve yerinde olması gereklidir. Bu roller sürdürüldükçe, bu yerler belirli oldukça ailenin mutluluğu denge ve düzeni sürer. Ailenin diğer bireylerinden birinden ya da başka birinden ve dış etkenlerden gelen değişiklikler karşısında aile dengesini sürdürebilir.
Aile yakınlarının etkisi:
Ancak eşler bağlantıları nedeniyle ya aynı yerde ya da değişik yerlerde de olsa kendi yakınlarının, annelerinin babalarının kardeşlerinin etkisi altın da olurlarsa aynı anda birbirinden değişik rolleri oynamak zorunda kalırlar. Örnek olarak, baba ve koca rolünü benimsemiş olan erkek, annesinin etkisi altında kalırsa aynı anda erkek evlat, ağabeyinin etkisi altında kalırsa kardeş rolünü de oynamak zorunda kalır. Bu durum hem kişinin içinde çatışma ve çelişmelere dolaylı olarak endişe, kaygı ve tedirginliğe neden olur. Hem de eşiyle arasında çatışma, sürtüşme çıkmasına yol açar.
Böyle bir durumda, erkek aynı anda kendisine, eşine, annesine, ağabeyine göre davranmak sorumluluğunu duyar. Onların hiçbirini kırmak ve üzmek istemez. Bütün rollerini iyi oynamak ister. Bunu gerçekleştirmek çok güç hatta olanaksızdır. bu nedenle daha çok sorun ortaya çıkar. Daha çok ve sık çatışma ve sürtüşme olur.
Aile içi geçimsizlikler ve hatta boşanmaların sebebi karı koca arasındaki meselelerden çok, kendi yakınlarının aile içinde yarattığı sorunlardan kaynaklanır. Bu sebeple, yakınlarımızı aile sorunlarımıza katmamakta özen göstermemiz gerekir.
Benzer durum, kadın için de söz konusudur. Kadın aynı anda hem eş, hem anne, hem kendi annesi karşısında çocuk, hem ablası karşısında kardeş hem de kocasının annesi karşısında gelin gibi davranmak durumunda kalırsa kendisini iç çatışma ve tedirginlikler, eşiyle sürekli sürtüşmekten kurtaramaz.
Toplumbilim araştırmaları bir insanın aynı anda iki üç rolün gereğini yerine getiremeyeceğini göstermiştir.
Bu nedenle toplumbilim ve grup dinamiği açısında aile yapısının sağlıklı, dengeli ve düzenli yürümesi için aile bireylerinin ancak iki rolü benimsemeleri eşleriyle ilişkileri bu rollere göre sürdürmeleri gereklidir. Kocasının karşısında annesinin, babasının kardeşinin karşısında imiş gibi davranan bir kadın, karısının karşısında annesinin kardeşinin karşısında imiş gibi davranan bir koca aile içi ilişkileri sağlıklı kurup sürdüremez.
Gözlemler ve araştırmalar aile içi geçimsizliklerin hatta boşanmaların temel nedenleri arasında eşlerin kendi aralarındaki sorunlardan çok, yakınlarının aile içinde yarattıkları sorunlardan kaynaklandığını ortaya koymuştur.
Ailenin mutluluğu eşlerin kendi rolleri ve yerlerinde ortak değer, ilke, kural, amaç ve beklentileri oluşturmasına bağlıdır

 

Hiç yorum yok: