Yüzbinlerce yıllık milletlere, devletlere parmak ısırtan görkemli geçmiş.
İmparatorlukların başkenti.
Medeniyetlerin beşiği.
Yaşamın sırlarını simgeleyen 4 olgunun bütünleşme noktası.
İSTANBUL!
İstanbul'un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olması, yalnız bu şehir için değil Türkiye için de tarihi bir fırsat. Ne yazık ki bu fırsat, acil bir girişim olmaz ise, kaçırılmakla kalmayıp, büyük bir skandala dönüşmek üzere. Çünkü kararın çıktığı günden bugüne kadar olan ki yatırım sürecinde istikrarsızlık baş göstermekte. En azından İstanbul'un kendine yaraşır bir şekilde muamele görmediği kesin.
İstanbul 2010 Türkiye için büyük ve tarihi bir şans teşkil ediyor. İstanbul sadece Türkiye'nin değil dünyanın en önemli metropollerinden biridir, kültür ve tarihi ile. Şehrin neresine baksanız tarih, farklı ve renkli bir kültür ile karşılaşırsınız. İstanbul'un 17 yüzyıllık Roma ve Osmanlı tarihini ve bu tarihin kültürel boyutunu irdelemeye gerek yoktur bence.
Türkiye'de 'şehirleşme' denen olgunun çevrisi, ekonomisi, sosyal ilişkileri ve kültürü ile en ilginç, en çarpık, en canlı, en derin yaşandığı şehrimiz İstanbul ve çevresidir. Bu yeni kültür biraz yakından bakıldığında aslında Türkiye'nin bir nevi İstanbul'a yansımasıdır. Bu yansıma Türkiye yi aşarak Balkanlar, Kafkaslara uzamaktadır. Kürt'ü, Laz'ı, Arap'ı, Çerkez, Ermeni, Azeri'si v.s. ile İstanbul bugün de tarihinden farklı değildir. Bu ekonomik, sosyal, kültürel yaşam ve şehirleşme süreci bugün ve tüm yaşanılan süre boyunca İstanbul 2010 platformunda görünür hale gelmeli ve yaşanmalıdır. Tüm yaşanılan süre boyunca diyorum çünkü sadece 2010 ile sınırlamak yanlış olur koskoca imparatorluklara sahiplik etmiş bu şehri. Bu da sanıldığı kadar kolay değildir. Olaya bütünsel bakılmalı, fırsat bilinip değerlendirilmeye çalışılmalı, varlığı ve yaşadığı toplumun önemli kesimleri tarafından bilinmeyen İstanbul'un bu yönü 2010'da dile getirilmek için herkes tarafından gayret gösterilmeli.
Zaman, emek, bütçe ve kadro gerektiren bu süreçte herkes tek ve aynı amaç için fikir birliğine vardığında her şey çok daha kolay ve yapılası hale gelecektir eminim.
Herkes 'kent için ne yapabilirim, kente ne katabilirim mantığıyla hareket ederse, muhtarıyla, öğrencisiyle, gönüllüleriyle, polisiyle, askeriyle, her şeyden önce sanatçısıyla, bütün toplum bu süreç içinde dialog ve hoşgörü içinde bu şehir için dayanışma içinde olursa bence asıl kültürlülük işte o zaman kazanılmış olur.
Amacımız sadece şehre dış güzelliği vurgulayarak turist çekmek değil, hayat standartlarını da yükseltmek olmalıdır..İstanbul için 2010 büyük bir fırsattır, umarım değerlendirilebilir...
Furkan BAŞGÖL
08050824
Windows Live Messenger'ın için ücretsiz güncelleştirme! Buraya tıkla!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder