2. Bahar Ödevi
Düşünüyorum
Azim
Günün başlamak üzere olduğu saatlerde her sabah kalkarım. Tüm hazırlıklarımı
tamamladıktan sonra evden otobüsüme binmek üzere yola çıkar, sonrasında metrobüse
biner ve ardından Mecidiyeköy'e giderim. Mecidiyeköy sabahları öyle kalabalıktır ki en
hareketli saatini aratmaz. Bu kalabalığın vermiş olduğu karışıklıktan dolayı adeta insan önündeki adımını göremez .Fakat bir fark vardır ki bu fark; o zamandaki insanlar orada gördüğümüz büyük gökdelenleri dolduranlardır. Bu insanlar sürekli çalışan,üreten çabalayanlardır. Her zaman telaş, panik içinde uğraşır işlerine vaktinde yetişmeye çalışırlar. Bu yorgun nereye gittiğini adete bilmeyen kalabalık içerisinde öyle birisi var ki gözüme takılan vücudunun ona vermediği özellik onu engellemeden, onun kişiliğini, başarısını,hayata karşı duruşunu hiç etkilemeden, yoluna devam ediyor ve o insan diğer insanlardan ayıran tek yanının tıbben terimiyle "cücelik" olmasına karşın onu hiç yansıtmadan çabalamaya devam ediyor, Normal insanlara göre yapılmış,sistemin onlar olmamış gibi işleyişine karşılık bu dünyada azimle uğraşıyordu. Bu insan evde oturabilir, öğlen kuşağı diye adlandırdığımız insanlardan sadece reyting uğruna uğraştıran bu programlarında gezebilir hatta kendine has özelliği sayesinde insanları etkilemekle de vakit harcayabilirdi. Ama o
kendini faklı görmedi. Hissettirmedi hiç bizden farklı olduğunu, onun aciz olmadığını bize kanıtladı. Çünkü O üreten bir insandı. O azimliydi. Ne insanların ona bakışlarına aldırıyordu,ne onun için söylenenlere ne de kendi hallerine bakmadan ,kendi acizliklerinin farkında olmadan ona olan bakışlar onun umurundaydı. O hedefe kilitlenmiş bu amaç uğruna elinden geleni yapayı kendine belirlemişti.
İnsanlarda böyle olmalı. Azimli ve kararlı olmalı her zaman neyi istediğini bilmeli. Biz hayatın verdiği dört dörtlük şartlarda bile dayanamıyorsak, pes ediyorsak o kusurlu gözüken ama eksiği değil fazlası olan insanlara nasıl bakarız
Asıl olması gereken onları görüp halimize şükretmemiz ve dua etmemizdir. Eğer bunu başarabilirsek üretici insanlardan olabilir,hayatımızın bize sunduğu lezzetlerin farkına varabilir çıktığımız yoldan verim alabiliriz .
Aslında, başarısızlık diye bir şey yoktur böyle bir sonucu ortaya çıkaranda biziz .Hayat olanlar ve olacaklardan ibarettir. Önümüze bir çok fırsat sunmuş,bunları değerlendirme kısmı ise bize bırakılmıştır.
Başarıya ulaşmak için bu denli çabalar harcayan,bu uğurda canlarını bile veren insanlar var. Buna en güzel ,en anlamlı örnekte tarihimizde olan Çanakkale Meydan Muharebesidir. Oradaki savaşta ne yiğitler ne pehlivanlar hayatını kaybetmiş, etrafa savrulmuştur. Onlar bu millet uğruna analarından eşlerinden evlatlarından ayrılmış,evlerini ocaklarını sadece bu hedef bu bağımsızlık aşkı uğruna bırakmıştır. Olması gerekende budur. Vakit kendimize dönüp bakma vaktidir. Silkelenip kendine gelme, durduğun yerin farkında olma vaktidir. Bütün bu emekler bütün bu gözü kara ölümler vatanımızı, milletimizi bağımsızlığa ulaştırabilmek , dinimizi , ırkımızı ,gerektiği gibi yaşayabilsinler diye savundular. Yokluk ,hiçlik içinden azimle başarıya ulaştılar. Pes etmediler çünkü eğer bir anlık gafletin içine düşselerdi, eğer vazgeçselerdi neyi kaybedeceklerinin farkındaydılar. Onlar hayatlarıyla ölüm arasında bir tercih yaptılar. Oysa bunu yapmak zorunda değillerdi. Sadece vatan aşkı ,millet sevgisidir onların içinde olan. Bizim rahat olabilmemiz için,hayatlarını hiç düşünmeden bitirdiler. Tarih bize bu hayat koşullarında nasıl olmamız gerektiğine dair bir çok örnek sunmuş , yolumuzu aydınlatmak bizi biz yapan özellikleri içimizde barındırmak adına birçok konuda ışık tutmuştur.
Doğa diye tabir edilen , yaradanın bizler için sunmuş olduğu nimetleri şuanda bile görmemek nasıl bir körlük nasıl farkında olmak istemeyişin sebebi ise zamanında karşımıza çıkan nimetlerin farkında olmak ve bunları düzgün ameller doğrultusunda değerlendirmemiz bizim yararımıza olacaktır.
Hayatın her koşulunda umudu elden bırakmamalıyız. Her zaman çabalamalıyız. Zorda da kalsak, ümitsiz anlarımızda olsa hatta hayat tüm kozlarını bizim için kullansa bile canla başla çabalamalıyız. Şehit onbaşı savaş esnasında mermiyi kaldırmayıp,bunu yapamayacağına düşünseydi, pes etseydi, uğraşmasaydı, Çanakkale ne olurdu ?..
Şimdi biz nerede ,nasıl olurduk?Zafer mi, hazin bir son mu olurdu?
O yüzdendir her zaman daha iyisi yapmalı daha fazlası için harekete geçmeliyiz. Biz yapmasak kimse yapmaz ve gelecek için iyi bir iz bırakamayız ve yok olmaya mahkum oluruz.
Azimli insanlar her zaman daha iyilerini hak eder. Yahya Kemal Beyatlı 'nın
dediği gibi " Güçlü olan yenilmeyen yalnız, azimdir." yani güçlü bir toplum için azimli insanlara ihtiyacımız var.
07110838
MUSTAFA BEYAZ
ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ
Windows Live™ Photos ile fotoğraflarınızı kolayca paylaşımı. Sürükle bırak
1 yorum:
Değerlendirme
5+4
Yorum Gönder